KENELER (TICK)

 Keneler ve pireler, hastalık taşıyıcısı olmaları nedeniyle tüm canlılar için ciddi tehlike oluştururlar. Çimenlik arazilerde, otların arasında bol miktarda bulunurlar ve bir konak bulduklarında derhal üzerine atlarlar. Özellikle köpeklerin  dolaşmaya bayıldıkları çimenlik  alanlarda sıkça pire ve kenelere rastlanır.

KENE :

 Kan emici  dış parazitlerdir. Çok türü vardır ama köpeklerde genellikle görülen Ixodidae'dir. Keneler insan, köpek, koyun, deve, sığır...vb bir çok hayvanı konak olarak seçebilir. Nisan'dan Ekime' kadar çalılıklarda, otlar üzerinde serbestçe yaşar, kan emebilecekleri bir konak bulduklarında üzerine atlarlar ve kanca benzeri ısırma organelleri ile deriyi delerek içine gömülürler. Dişi kene, salyasındaki özel bir  madde sayesinde daha rahat kan emer ve kan emdiği noktaya kendini güçlü bir biçimde kilitler. Bu sayede ortalama bir hafta süren kan emme öğünü boyunca konakçının kendisini uzaklaştırmasına izin vermez. Eşeylidir ve yumurta ile çoğalır. Dişi kene yumurtalarını yaprak, toprak zemin, döşeme araları, çöp veya hayvan kılları arasına bırakır. Yumurtalarından üç çift bacaklı larvalar çıkar. Bunlar bir pupa devresi geçirerek 8 bacaklı nimflere  dönüşürler. Nimfler daha sonra ergin hale gelirler.

Kenelerin Yol Açtığı Zararlar Neler Olabilir?:

KENELERİN PATOJEN ETKİLERİ


Direkt Etkileri
1- MEKANİK ETKİ (lokal İrritasyonlar):
Keneler beslenme bölgesinde, lokal allerjik reaksiyonlar ve irritasyonlar oluşturur.
2- STRES:
Yoğun enfestasyonlar ciddi kene stresi yaratır; kene enfestasyonlarının oluşturduğu stres ve tükürük salgılarının alerjik etkisi, hayvanlarda iştahsızlık oluşturur.
3- ANEMİ:
Bir dişi kene (büyüme dönemine paralel olarak) günde 0.5-2 ml, 7-8 günlük beslenme periyodu içinde aç iken ağırlığının 200-300 katı kadar kan emer. Böylece demir eksikliğine bağlı ciddi bir anemi oluşturur.

Endirekt Etkileri
1- KOMPLİKASYONLAR:
Meme ve testis bölgelerinde beslenen  kenelerkan emdikleri bölgeye bağlı lezyonlar oluşturabilirler,örneğin
orşitis ve mastitis , kulaklarda beslenen  kenelerin neden olduğu lokal lezyonlar bakterilerle komplike olarak  otitis externa ve otitis interna 'ya neden  olabilirler. Deride oluşan lokal irritasyonlar da, eksternal bir miyazis ile komplike olabilir.
2- İMMUNOSUPRESİV ETKİLER:
Deri lezyonlarını şiddetlenebilir.
3- İNTOKSİKASYONLAR:
Bazı kene türlerinin çıkarttıkları toksinler zehirlenmelere neden olabilir.Bu durum daha çok büyükbaş hayvanlarda görülmektedir (Örn: Hyalomma truncatum’un çıkardığı toksin).
Kene zehirlenmesi:
Yaygın, sulu ekzama ve deride ve müköz membranlarda hiperemi ile karakterize olan, akut ateşli bir zehirlenmedir .
Kene Felci:
Belirli kene türlerinin, genellikle ergin dişi, bazen de nimflerin salgıladığı nörotoksinin, insan ve hayvanlarda neden olduğu nöromotorik felçlerdir. Felcin şiddeti, neden olan kenelerin adedine ve beslenme süresine bağlıdır. Hastalık bulaşan köpeklerin arka bacaklarında ilerleyen bir felç ve nadir vakalarda solunum felcine bağlı ölüm meydana gelir. Felçler geri dönüşümlüdür. Neden olan kenenin hayvandan alınması ile birlikte felç ortadan kalkar.

1)Lokal İrritasyon: Konakçının derisine gömülen ağız organeli ve salgıları bölgede yangısal reaksiyonlara yol açabilir. Kene yapıştığı yerde bakteriyel enfeksiyon gelişebilir. Kene gömülü olduğu yerden tam olarak çıkartılamaz ve deri içinde bir kısım ağız organelleri kalırsa bu durumda daha ciddi ve yaygın bir yangı meydana gelecektir. O nedenle kene ile karşılaşıldığında tutup çıkartmamak bir hekimin müdahale etmesine izin vermek gerekir.

2) Sistemik Hastalıklar: Kene ısırığı sonucu köpeklerde ve insanlarda sistemik hastalıklar, kan hastalıkları, paraziter hastalıklar gelişebilir. Aşağıda daha açıklayıcı şekilde bu hastalıklar incelenecektir.

Kenelerden Kaynaklanan Sistemik Hastalıklar Nelerdir? :

a) Borreliosis (Lyme hastalığı) : Spiroketal zoonozlar :

Etken:

Keneler tarafından bulaştırılan bu hastalığın etkeni Borrelia burgdorferi adlı bir spirokettir. Hastalık 1975'de önce insanlarda ve 1980 'lerin ortalarında evcil hayvanlarda teşhis edilmiştir. Almanya'da kenelerin 10% oranında Borrelia ile enfeste olduğu, bu oranın bazı bölgelerde 20% 'ye kadar çıktığı bildirilmiştir. Hastalık etkeni bakteri Borrelia burgdorferi kenenin bağırsakları ve salya bezlerine yerleşir ve kan emme sırasında konakçıya bulaşır.

Klinik Belirtiler :

Lyme hastalığının klinik semptomları çeşitlilik gösterir.

Isırılmadan sonra birkaç hafta içinde ortaya çıkabilen çember şeklinde veya farklı biçimlerde olabilen kızarıklık "Erythema migrans" Lyme hastalığının tek spesifik belirtisidir. Bu tür bir kızarıklık gözlemlendiğinde hemen tedaviye başlanmalıdır. Ancak bu kızarıklığın görülme oranı Avrupa'da %50'nin altındadır.

İnsanlarda ısırık noktasında 1-3 hafta sonra gelişen  bu derideki kızarıklığa, ateş ve lenf yumurtalarının şişmesi ile seyreden grip benzeri semptomlar eşlik eder. Birkaç hafta veya ay sonra vücudun etkilenen yerlerinde ağrılı nevritis ve felçler meydana gelebilir. Kaslarda ve sinir sisteminde harabiyet gelişebilir. Genelde birkaç ay sonra görülen görme sorunları, işitme sorunları, kulak çınlaması, ışığa bakıldığında göz sıvısında yüzen cisimler görme gibi belirtiler gelişebilir. Kalp rahatsızlıkları ortaya çıkabilir. Hastalığın ilk döneminde antibiyotik tedavisi başlanırsa tedavi şansı yüksektir. Bazen hastalık, tedaviden aylar ve yıllar sonra tekrar ortaya çıkabilir. Kas ağrıları, kireçlenme, boyunda tutulmalar, zihinsel problemler, sinirsel problemler ve aşırı yorgunluk gözlenebilir.

Hastalığın belirtileri diğer birçok hastalıkla karışır ve çoğunlukla her hastada farklı belirtilerle kendini gösterir. Diğer hastalıkları taklit etmesi nedeniyle Lyme hastalığı Amerika'da "büyük taklitçi" olarak anılmaktadır.

Köpeklerdeki Lyme hastalığının klinik belirtileri  başlangıçta çevreye kayıtsızlık, artrit, aniden giren şiddetli ağrı ve topallık, 40-41 C ateş, bitkinlik, iştah kaybı ve depresyondur. Lyme hastalığı kalp, boyun ve böbrekleri de etkilemektedir.

Çoğu kaynakta kenenin hastalığı bulaştırabilmesi için yaklaşık 48 saat yapışık kalması gerektiği belirtilse de, kene cilde yapıştığı andan itibaren hastalığın bulaşma riski vardır. Ancak kenenin yapışık kalma süresiyle birlikte risk de artar.

Koruma:

Köpeklerde Lyme aşısı mevcuttur (Lyme vax). Kene enfestasyonunun yoğun olduğu bölgelerde mutlaka aşılama yapılmalıdır. 2-3 hafta arayla yapılan (iki uygulamalı)  aşılamayı takiben köpekler senede bir kez aşılanırlar. 

b) Babesiosis : Piroplasmosis

Etken:

Babesiosis, Babesia canis ve B.gibsoni türlerinin neden olduğu protozooer bir hastalıktır. Hastalık etkenleri Ixodidae ailesine bağlı vektör kene türleri tarafından  nakledilirler. Sorumlu kene türü köpeklerde genellikle Ixodes ricinus'tur. Rhipicephalus sanguineus cinsi kene de etkindir.

Bir kan paraziti olan Babesia,Türkiye'de ve tüm dünyada subtropikal ve tropikal bölgelerde yaygındır. Enfekte keneler sağlıklı konakçıdan kan emdikleri sırada paraziti naklederler. Parazit enfekte konakçının alyuvarları içinde ikiye bölünerek çoğalır ve alyuvarları parçalar. Babesiosis etkeninin bulaşmasından 1-3 hafta sonra konakçıda ateş, giderek artan durgunluk, anemi, mukoza ve göz kapaklarında sarılık, dalak şişmesi ve kan işeme meydana gelir. Hastalığın şiddeti konakçının bağışıklık durumu ile yakından ilgilidir. Tavsiye edilen en iyi mücadele yöntemi, vektör kenelerin yok edilmesi, uzun etkili kene ilaçlarının kullanılmasıdır.

c) Hepatozoonosis :

Etken:

Hastalık etkeni Hepatozoon canis adlı protozoondur. Bu protozoonun taşıyıcılığını Rhipicephalus sanguineus adlı keneler yapar.

d) Ricketsiosis :

Etken:

Hastalık etkeni Rickettsia canis adlı Rickettsiadır. Bu etkenin taşıyıcılığını Rhipicephalus sanguineus adlı keneler yapar.

e)Ehrlichiasis-Tropikal canine pancytopenia:

Etken:

Hastalık etkeni  Ehrlichia canis adlı Rickettsiadır. Bu etkenin taşıyıcılığını Rhipicephalus sanguineus adlı keneler yapar.

f)KIRIM-KONGO KANAMALI (Hemorajik) ATEŞİ-(KKKA, Crimean Congo haemorrhagic fever)

Kırım-Kongo kanamalı ateşinde(KKKA) etken nedir?

Bunyaviridae ailesine bağlı Nairovirus soyundan virüslerin meydana getirdiği, Bu grup virüsler, 100 nm (nanometre) büyüklüğünde, Ribonükleik asit (RNA) içeren, heliksel kapsidli ve zarflı virüslerdir.

Kırım-Kongo kanamalı ateşi nedir?

Kırım-Kongo kanamalı ateşi (KKKA), Nairovirüslerin neden olduğu ateş, cilt içi ve diğer alanlarda kanama gibi bulgular ile seyreden kene kaynaklı bir enfeksiyondur. Son yıllarda tedavide görülen gelişmelere rağmen, bu enfeksiyonlarda ölüm oranları hala yüksektir.

İnsanlarda klinik ve subklinik olarak seyreden, kenelerin vektörlük yaptığı ve insanlarda sendromlar halinde görülen önemli bir enfeksiyondur. İnsanlarda başlıca ensefalitler, kısa süren ateşli hastalıklar, kanamalı ateşler, poliartrit ile ön plana çıkan sendromlar şeklinde görülür.

Kırım-Kongo kanamalı ateşi virusunun kimyasal ve fiziksel etkenlere karşı duyarlılığı nedir?

Nairoviruslar dayanıksızdır, konakçı dışında yaşayamazlar. Bu viruslar 56ºC’de 30 dakikada inaktive olur, kanda 40 ºC’de 10 gün yaşayabilir, %1 hipoklorit ve %2 gluteraldehite duyarlıdır ve ultravviyole ışınları ile hızla inaktive olur. Ribavirine invitro duyarlıdırlar.

Kırım-Kongo kanamalı ateşi hastalığı ilk nerede tanımlanmıştır?

Kırım-Kongo kanamalı ateşi (KKKA) ilk kez 1944 ve 1945 yılı yaz aylarında Batı Kırım steplerinde çoğunlukla ürün toplamaya yardım eden Sovyet askerleri arasında görülmüştür. Hastalığa Kırım hemorajik ateşi adı verilmiştir. 1956 yılında Zaire’ de ateşli bir hastadan Kongo virüsü tespit edilmiştir. 1969 ise Kongo virüsu ile Kırım hemorajik ateşi virüslerinin aynı virüs olduğu belirlenmiş ve Kırım-Kongo kanamalı ateşi olarak hastalık yeniden adlandırılmıştır.

Kırım-Kongo kanamalı ateşi bugüne kadar hangi ülkelerde tanımlanmıştır?

Hastalık sıklıkla Afrika, batı Asya ile Ortadoğu ve doğu Avrupa'da görülmektedir. Kırım-Kongo hemorajik ateş virüsünün Bulgaristan, Makedonyada, Pakistan, Irak, Afganistan, İran, Kosova, Kazakistan, Sahra altı Afrika ülkeleri, eski Sovyetler Birliği, Yugoslavya, Yunanistan, Arap yarımadası, Dubai, Kuveyt, Çin ve Moritanya’da salgınlar yaptığı bildirilmiştir.

Bu sendromlardan kanamalı ateşler grubunda yer alan Kırım-Kongo kanamalı ateşi (KKKA), 2002 yılında bahar ve yaz aylarında bazı illerimizde görülmüş ve Sağlık Bakanlığının yapmış olduğu çalışmalar neticesinde hastalığın KKKA olduğu doğrulanmıştır.

Bulaşmada aracı olan bir etken var mıdır?

KKKA hayvanlardan insanlara keneler ile bulaşan bir enfeksiyondur. Güney Doğu Avrupa ve Güney Afrika arasında göç eden göçmen kuşlar üzerinde bulunabildiği gösterilmiştir. Bu kuşların virüsün iki kıta arasında taşınmasına yol açabildiği düşünülmektedir. Hyalomma soyuna ait keneler Ülkemizin de içinde bulunduğu çok geniş bir coğrafik alanda yaşamaktadırlar.

Virüs, sığır ve koyun gibi Hyalomma keneleri için konak olan hayvanlarda belirtisiz enfeksiyon ve bir hafta kadar süren geçici viremi (kanda virüsün bulunması) oluşturmasına rağmen, insanlarda hastalığa neden olmaktadır. Küçük memeli hayvanlarda da viremi ve hafif enfeksiyon oluşup keneler için kaynak oluşturabilmektedir. Bir bölgede, kenelerin ve keneler kan emdiğinde bulaşmayı sağlayacak kanında virüs bulunan hayvanların bol olması salgın için önemli bir faktördür.

Hyalomma soyuna ait keneler en etkin ve yaygın olmakla birlikte, 30 kene türünün KKKA virusunu bulaştırabileceği bildirilmektedir. KKKA virüsunun bazı vektör kene türleri arasında, transovaryal ve venereal olarak bulaştığı belirlenmiştir. Bu da virusun doğada dolaşımla korunmasına katkıda bulunabilecek bir mekanizmadır. Henüz ergin olmamış Hyalomma soyuna ait keneler, küçük omurgalılardan kan emerken virüsleri alır, gelişme evrelerinde de muhafaza eder.

Kırım-Kongo kanamalı ateşi virusu insanlara nasıl bulaşmaktadır?

İnsanlar virüsü; Enfekte kenelerin yapışması/kan emmesi sırasında salgıladıkları tükürük salgısı ile, Enfekte kenelerin çıplak elle ezilmesi sırasında temasla, Viremik hayvanların kan ve dokuları ile temasla, Viremik hastalarla (kan ve diğer vücut sıvıları)temas ile olmaktadır.

KKKA virusunun bulaşmasına etken olan kene nedir? yer yüzünde kaç türü bilinmektedir?

Ülkemizde halk arasında kene, sakırga, yavsı, kerni gibi isimlerle bilinmektedir. Keneler zorunlu kan emici artropodlar olup dünyanın her bölgesinde yaşamaktadırlar. Keneler morfolojik olarak diğer artropodlardan farklı olup, vücutları tek bir parçadan oluşmuştur. Vücudun ön tarafında ağız organelleri yer almaktadır. Günümüzde yeryüzünde yaklaşık 850 kene türü bilinmektedir.

kene

Kene yaşam döngüsü nasıldır?

KKKA sebep olan Hyalloma türü keneler çoğunlukla iki konakta gelişim ve yaşam döngülerini tamamlar. Larva ve nimfler küçük omurgalılarda (tavşan, kuş, fare. vb) erginler ise büyük omurgalı hayvanlarda (koyun, keçi, sığır, at, yabani gevişenler, insan, vb) konaklarlar.

kenenin yasam dongusu

Keneler KKKA hastalığı dışında hayvanlarda ve insanlarda hastalık bulaştırmada biyolojik rol almakta mıdır?

Evet rol almaktadır. Bilinen hastalıklar;

– Rikettsia (Ehrlichia, Coxiella, Anaplasma)

– Virus (Flaviviridae, Bunyaviridae, Reoviridae, Rhabdoiridae)

– Bakteri (Borrelia, Frncisella, Klebbsiella, Dermatophilus, Staphylococcus)

– Protozoon (Theileria, Babesia, Hepatozoon)

Kırım-Kongo kanamalı ateşi hangi hayvanlarda görülür ve hastalık belirtileri nelerdir?

Virüs, sığır, koyun, keçi, tavşan ve tilki gibi hayvanlardan tespit edilmiştir. KKKA virusu kenelerin konakladığı hayvanlara bulaşmasına rağmen hayvanlarda; bazen hafif ateş çıkabilir, bunun dışında hastalık belirtisi görülmemektedir. Buna karşılık hayvanlar hastalığın yayılmasında aracı rol (portör) oynamaktadır.

Kırım-Kongo kanamalı ateşi salgınlarını etkileyen doğa şartları nelerdir?

Doğu Avrupa ve Asya’daki Kırım-Kongo hemorajik ateş salgınlarının genellikle insanlar tarafından oluşturan çevresel şartlara bağlı olarak geliştiği düşünülmektedir. Kırım’daki ilk salgının, İkinci Dünya Savaşı yıllarında kene ile enfekte olmuş bölgelerin tarıma açılması nedeniyle oluştuğu sanılmaktadır. Daha sonra eski Sovyetler Birliği ve Bulgaristan’ da olan salgınlarda ise ziraatçılık ve hayvancılıktaki değişmelerin rol oynadığı belirtilmektedir.

Kırım-Kongo kanamalı ateşi hangi mevsimde görülmektedir?

Hastalık mevsimsel özellik göstermektedir. Genel olarak mayıs ve ekim ayları arasında görülmesine rağmen, değişik aylarda da görülebilir.

Kırım-Kongo kanamalı ateşi için kimler risk altındadır?

Hastalık için çiftlik çalışanları, çobanlar, kasaplar, mezbaha çalışanları, hayvancılık ile uğraşanlar, veteriner hekimler, Veteriner sağlık teknisyenleri, akut hastalarla temas olasılığı bulunan salgın bölgelerde görev yapan sağlık personeli, askerler, kamp yapanlar risk altındadır.

Kene ısırığında ne yapılmalıdır?

Yapışan keneler ise kesinlikle öldürülmeden, ezilmeden/patlatılmadan ve kenenin ağız kısmı koparılmadan, bir pensle doğrudan düz olarak, döndürmeden yavaşça çekilip alınmalıdır. Isırılan yere; bol sabunlu suyla yıkanıp temizlendikten sonra iyotlu antiseptik(tendürdiyot) sürülmelidir. (şayet sabunlu su bulunmaz ise alkol içeren mendiller kullanılabilinir).pens

Çıplak elle keneye temas edilmemeli eğer elle tutulacaksa eldiven giyilmeli veya naylon bir poşet yardımı ile keneler toplanmalıdır.

Vücuttaki kenelerin üzerine herhangi bir kimyasal madde (alkol, klonya, gazyağı v.b) dökülmemeli, sigara veya ateş kullanarak keneler uzaklaştırılmamalıdır. Çünkü bu maddeler kenenin kusmasına sebebiyet vereceğinden hastalık bulaştırma riskini artırmaktadır.

 

Isırılan kişi iki hafta süreyle ateş,yoğun halsizlik, baş ağrısı, bulantı, kusma gibi belirtiler yönünden takip edilmesi gerekmektedir. (ateşin 38,3 °C veya üzerinde olması halinde acilen tam teşekkülü hastaneye başvurulmalıdır)

kene3

 

Cilde yapışmış bir keneye ait resim.

Kan emdikçe zamanla gövdesi kanla dolan kenenin tutunduğu bölge kızarır ve kaşınır
 

 

Kırım-Kongo kanamalı ateşi virüs bulaştıktan ne kadar süre sonra ortaya çıkar?

Kuluçka süresi; virüsün alınma şekline bağlıdır. Kuluçka süresi kene ısırmasından sonra 2-14 gün arasında değişmekle birlikte genellikle 1-3 gündür. Virüsü içeren kan ve diğer doku ya da atıklar ile temastan sonra genel olarak bu süre 5-6 gündür ve 14 güne kadar uzayabilmektedir.

Kırım-Kongo kanamalı ateşine yakalanmış insanlarda hastalık belirtiler nelerdir?

İnsanlarda; hastalık ateş, üşüme-titreme yaygın kas ağrıları, bulantı-kusma, ishal, yüzde kızarıklık, karaciğerde büyüme ve kanama ile kendini gösterir. Ateş, kırıklık, kas ağrısı, iştahsızlık, baş ağrısı, aşırı duyarlılık, sırt ağrısı, kol ve bacaklarda ağrı, mide bölgesinde ağrı, bel bölgesinde ağrı gibi belirtiler ile ani olarak başlamaktadır. Bazen bu bulgulara kusma, karın ağrısı ve ishal ilave olabilmektedir. Gövde ve kol ve bacaklarda cilt içi kanama görülebilir. Burun kanaması ve değişik alanlarda kanama bulguları bulunabilir. (Detaylı bilgi için Sağlık Bakanlığı)

Kırım-Kongo kanamalı ateşi nasıl kontrol edilir ve nasıl korunulur?

Tüm enfeksiyon hastalıklarında olduğu gibi KKKA’da da korunma ve kontrol önlemlerinin alınması çok önemli ve gereklidir.

a- Hasta ve hastanın sekresyonları ile temas sırasında mutlaka koruyucu önlemler (eldiven, önlük, gözlük, maske vb.) alınmalıdır. Genellikle hava yolu ile bulaşmadan bahsedilmemektedir. Ancak, kan ve vücut sıvıları ile temastan kaçınılmalıdır. Bu şekilde bir temasın söz konusu olması halinde, temaslının iki hafta süreyle ateş ve diğer belirtiler yönünden takip edilmesi gerekmektedir. (ateşin 38,3 °C veya üzerinde olması halinde acilen tam teşekkülü hastaneye başvurulmalıdır. Hasta olan kişilerin kullandığı malzemeler ve tuvaletler çamaşır suyu ile dezenfekte edilmelidir

b- Hayvan kanı, dokusu veya hayvana ait diğer vücut sıvıları ile temas sırasında da gerekli korunma önlemleri alınmalıdır.

c-Kene mücadelesi çok önemli olmakla birlikte oldukça zor görülmektedir. Keneler yumurta dönemleri hariç diğer biyolojik evrelerinde insanlara hücum ederek kan emebilir. Hem mera keneleri hem de mesken keneleri gelişmelerini sürdürebilmek ve nesillerini devam ettirebilmek için konakçılarından kan emmek zorundadırlar; genel olarak da konakçı spesifitesi göstermezler. Bu nedenle öncelikle konakçılar kenelerden uzak tutulmalı ve kenelerin kan emmeleri engellenmelidir.

d-Mümkün olduğu kadar kenelerin bulunduğu alanlardan kaçınılması gerekmektedir. Hayvan barınakları veya kenelerin yaşayabileceği alanlarda bulunulması durumunda, vücut belirli aralıklarla kene yönünden muayene edilmeli; vücuda yapışmamış olanlar dikkatlice toplanıp öldürülmeli, yapışan keneler ise kesinlikle ezilmeden ve kenenin ağız kısmı koparılmadan bir pensle doğrudan alınmalıdır. (Isırılan yer; bol sabunlu suyla yıkanıp temizlendikten sonra, iyotlu antiseptik sürülmelidir.)

e- Diğer önemli hususlardan birisi de piknik amaçlı olarak su kenarları ve otlak şeklindeki yerlerde bulunanlar döndüklerinde, mutlaka üzerlerini kene bakımından kontrol etmeli ve kene varsa usulüne uygun olarak vücuttan uzaklaştırmalıdır. Çalı, çırpı ve gür ot bulunan yerlerden uzak durulmalı, bu gibi yerlere çıplak ayakla veya kısa giysilerle girilmemelidir.

f- Özelikle kırsal alanlarda dolaşılırken açık renkli vücudu örten elbise ve çizme giyilmeli veya ayakkabı giyilecekse pantolon paçaları çorap içine alınmalıdır.

g-Hayvan barınakları kenelerin yaşamasına imkan vermeyecek şekilde yapılmalı, çatlaklar ve yarıklar tamir edilerek badana yapılmalıdır.

h- Hayvan sahipleri ; hayvanların sağım ve kesim zamanını dikkate alarak; hayvanlarını ve hayvan barınaklarını kene ve diğer dış parazitlere karşı uygun ektoparaziter ilaçlarla yılda iki kez ilaçlamalıdır.

i- Gerek insanları gerekse hayvanları kene enfestasyonlarından korumak için repellent olarak bilinen böcek kaçıranlar dikkatli bir şekilde kullanılabilir. (Repellentler; sıvı, losyon, krem, katı yağ veya aerosol şeklinde hazırlanan maddeler olup, cilde sürülerek veya elbiselere emdirilerek uygulanabilmektedir. Aynı maddeler hayvanların baş veya bacaklarına da uygulanabilir; ayrıca, bu maddelerin emdirildiği plastik şeritler, hayvanların kulaklarına veya boynuzlarına takılabilir.)

j- Kenelerin çevrede çok olması halinde; mera, çayır, çalı, çırpı ve gür otların bulunduğu yerler gibi kenelerin yaşamasına müsait alanlarda, diğer canlılara ve çevreye zarar vermeden, çok dikkatlice akarisid uygulamalarına başvurulabilir. Genel olarak geniş çevre ilaçlamaları faydalı görülmemektedir.

k-Açık alanlarda yapılabilecek kene mücadelesi amacıyla, her bir hektara aktif madde olarak carbaryl ve propoxur hektara 2 kg, deltamethrin ve lambda-cyhalothrin 0,003-0,3 kg, permethrin 0,03-0,3 kg, pirimiphos-methyl ise 0,1-1 kg olarak uygulanabilmektedir

Bakanlığımız il ve ilçe Müdürlüklerince ilkbahar ve sonbahar döneminde olmak üzere yılda en az iki kez ağıllar ve ahırlarda, hayvan gübrelerinin döküldüğü alanlar, çeşme başları ve hayvan durakları ile parazitlerin bulunabileceği muhtemel alanlarda pülverizatör ile ilaçlama yapılmasının yetiştiricilere iyi bir şekilde anlatılması gerekmektedir. Aynı dönemde büyük ve küçükbaş hayvanların ektoparaziter ilaçlanmanın yapılması, Kene Mücadelesinde; hayvan yetiştiricileri, Sağlık Bakanlığı, yerel yönetimleri desteğinin sağlanması sorunun çözümünde zorunluluk arz etmektedir.

Günümüze kadar kullanılan hiç bir mücadele yöntemi (bir kaç sınırlı alan hariç), tam bir kene eradikasyonu sağlayamamıştır. İnsan ve hayvanlardan kan emen kenelerin sayısını düşük maliyetlerle kabul edilebilir sınırlara indirilmesi hedeflenmelidir.

Akarisid ile kene kontrolünün başlıca 7 zorluğu vardır

1. Kenelerin yoğun biçimde tarım ve orman alanları içinde yayılmış olması, çevreye zarar verecek düzeyde akarisid kullanımını gerektirmektedir.

2. Akarisidlerin kenelerin konakları üzerinde tutundukları bölgelere ulaşabilmesi ancak konağın tüm vücudunun yıkanmasını gerektirmektedir

3. Konak üzerinde bulunmadıkları süre içinde keneler akarisid ilaçların ulaşamayacağı yerlerde saklanmaktadır.

4. Kenelerin yüksek orandaki üreme yeteneği (3000-7000 yumurta) ilaçlamaların düzenli bir sıklıkta yapılmasını gerektirmektedir.

5. Kenelerin uygun olmayan çevre koşullarında çok uzun süreler boyunca canlı kalabilmeleri.

6. Kenelerin konak seçiminde çok alternatifinin olması

7. Akarisid direncinin oluşması

Yararlanılan Kaynaklar:

Detaylı Bilgi

Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Kenelerden Nasıl Korunulur?

Dünya Sağlık Örgütü(WHO)

Kene Mücadele Afişi

Prof. Dr. Mehmet BAKIR

Kene ve Kene Mücadelesi

Doç.Dr. Zati VATANSEVER

Sağlık Bakanlığı TSH Gn. Md.lüğü

 

Dünya Sağlık Örgütü(WHO)

 

PİRELER (FLEA)

Pire; memelilerin ve kuşların kanını emerek beslenen küçük kanatsız bir böcektir. İnsectlerin Siphonaptera sınıfında yer alır.

İyi bilinen bir kaç türü vardır;

  • Kedi piresi (Ctenocephalides felis),
  • Köpek Piresi (Ctenocephalides canis),
  • İnsan Piresi (Pulex irritans),
  • Kuzey Sıçan Piresi(Nosopsyllus fasciatus),
  • Doğu Sıçan Piresi(Xenopsylla cheopis).

Pire Enfetasyonu:

Kedi ve Köpek sahipleri sık sık pire problemi nedeniyle kliniğimize gelirler.Özellikle yaz ayları pire ve kene ile mücadele aylarıdır. Dış parazitlerin yoğun enfetasyonu birkaç sebebe bağlıdır.

* Pet hayvanları sayısının gün geçtikçe artması. Tüm pet popülasyonunun pire ve kene mücadelesi kapsamında ilaçlanamıyor olması.

* Parazitlerin zamanında teşhis edilmemesi, sıcak havaların başlaması ile birlikte sayılarının artması üzerine mücadeleye girişilmesi. İlaçlamada gecikilerek parazitlerin süratle  çoğalmaları.

* Kedi ve köpeğin kaşınması pire varlığının ilk belirtisi olabilir. Kaşınma ve allerjik reaksiyonlar hemen araştırılmalı ve pire mücadelesi ihmal edilmemelidir. Sadece hayvanın üzerindeki pirelere karşı ilaç uygulaması yapılmamalı aynı zamanda çevre ilaçlaması da yapılmalıdır. Böylelikle pire enfestasyonuna engel olunabilinir.

Pirelerin Verdikleri Zararlar:

1) Kan Kaybı: Küçük köpek ırklarında veya yavru hayvanlarda yoğun pire enfestasyonu şiddetli kan kaybına, anemiye,kan parazitlerinin ve intestinal parazitlerin varlığına ve  hatta ölüme yol açar.

2) Barsak Parazitlerinin Taşınması: Pireler " Dipylidium caninum " adlı parazitin ara konakçısıdır. Bu parazitle enfeste kedi ve köpekler dışkıyla çevreye pirinç tanesi  şeklindeki halkaları yayarlar. Halkalar içerisindeki yumurtalar pire larvaları tarafından yutularak burada larva formu gelişir. Parazit larvasını taşıyan ergin pire çiğneyerek yutulursa, larvalar gelişmelerini tamamlayarak konakçının bağırsağında erişkin hale dönüşür. Bu bakımdan pire teşhis edilen kedi ve köpeklere, bu parazite karşı koruyucu amaçla etkili bir iç parazit ilacı uygulamak gereklidir.

3) Pire Enfestasyonuna Bağlı Deri Hastalıkları:Pireler ısırdıkları noktada lokal tahrişe,deri hastalıklarına ve sitemik karakterde alerjik reaksiyonlara (pire ısırığı alerjik dermatiti) yol açarlar.Pire ısırığı alerjik dermatiti özellikle karında,sırtta,bacak içlerinde ve kuyruk kökünde,ısırma ve kaşınmadan kaynaklanan kızarıklık,kaşıntı ve kabuklanma ile seyreder.

Evcil hayvanlarınızda kene ve pirelerden kaynaklanabilecek problemleri önlemenin en etkin yolu, veteriner hekiminizin tavsiye edeceği güçlü ve uzun etkili antiparaziter ürünleri kullanmaktan geçer. Rahatsız edilmediği sürece bu küçük ama etkisi büyük kene ve pireler, tüylü dostlarımız üzerinde çok uzun süre yaşayıp, evinizde ve çevrenizde her yerde üreyebilirler. Bir uzay gemisinden 50 kat daha hızlı bir şekilde hız kazanabilir ve bazıları kendi boylarının 150 katı yükseğe zıplayabilir. Bu bir insanın 3.500 metre yükseğe zıplamasına benzer. Veteriner hekimlerin pireye  savaş açmalarının en büyük sebebi hızla üreyip heryeri sarmaları ve bir çok hastalığı hızla bulaştırmalarından kaynaklanmaktadır. Pireler sıcak havalarda ortaya çıkar fikri çok doğru değildir.Pire ev içinde yaşayan hayvanlarda ve kapalı mekanlarda tüm yıl boyunca görülebilir.

Pireler kedi ve köpeklerden kan emerler ve üremek için karanlık ve gizli köşeleri tercih ederler.Yumurta ve larvalar evde parke aralarında ya da halı içlerinde olabilir.Gözle görülemeyecek kadar küçük olan yumurta ve larvalar erişkin hale gelirler ve yine kan emmek için tüylü dostunuzun tüyleri arasında güvenli yerlerini alırlar. 

PİRE LARVASI

Pireler kan ile beslenirler, onları teşhis etmenin bir başka yolu bu beslenme sonrası dışkılarının varlığını tespit etmektir. Kedi veya köpeğinizin üzerinde siyah-kızıl-kahverengi pire pislikleri mevcuttur. Islatıldığında kan rengi veren bu küçük döküntüler pirenin varlığına işarettir.

 

 

PİRE İLE BULAŞAN HASTALIKLAR NELERDİR?

Pireler aşağıdaki hastalıkları bulaştırabilirler:

  • Bağırsak solucanı,tenya veya şerit olarak adlanırılan "Dipylidium caninum"   adlı paraziti,
     
  • Kırmızı kan hücrelerini etkileyen "Haemobartonellosis" 'i  ( Kedilerin enfeksiyoz anemisi=FIA )
     
  • Bir başka parazit "Dipetalonema reconditum" u
  • "Yersinia pestis" ile oluşan plakları,
  • "Rickettsia typhi" ile oluşan Tifüs'ü,
  • "Francisella tularensis" ile oluşan Tularemia'yı,
  • "Bartonella henselae" ile oluşan insanlarda " Kedi Tırmığı Hastalığı(CSD) "na neden olan mikroorganizmayı bulaştırabilirler.

PİRE İLE İLGİLİ İLGİNÇ BİLGELER:

· Dört adet dişi pire, 1000 gün süre ile günde bir kez beslendiğinde 1600 kez ısırır.

· Pirelerin yaşadığı bir evde büyük olasılıkla %95 oranında yumurta ve sadece %5 oranında yetişkin pire bulunur.

· Pire,tropik iklim böceğidir ve dondurucu soğuklarda uzun süre dayanamaz.

· Kış aylarında pireler genellikle tedavi edilmeyen köpekler üzerinde yetişkin halde yaşarlar.

· Larva halindeki pireler etrafa sürünür ve halılara veya ev hayvanlarının üzerinde yaşayan yetişkin pirelerin dışkılarındaki kurumuş kan ile beslenirler.

· Dişi pireler; ilk kanlı öğünlerini yedikten 39 ila 48 saat içinde yumurta bırakmaya başlarlar. Bazı pire türleri, aylarca yemek yemeden hayatta kalabilirler.

ETKİN PİRE MÜCADELESİ:

Kedi ve köpeklerin farklı ortamlarda ve farklı şartlarda yaşıyor olması pire mücadelesinin de farklı olmasını gerektirir. Bazı köpekler, pek çok başka köpek ile aynı evi paylaşır, bazı evlerde kedi ve köpekler bir aradadır, kimi köpek ev içinde kimisi ise dışarıda yaşar. Pire kontrol yöntemlerinin bireysel olarak ele alınması gerekmektedir. Konağın yaşadığı alanın temizliği ve ilaçlanması mutlaka gereklidir. Evdeki kediniz ya da köpeğiniz pirelendi ise şayet evi tepeden tırnağa elektrik süpürgesi ile temizleyin, mobilyalar dahil olmak üzere her yeri vakumla çekin ve elektrik süpürge torbasını evden uzağa bir çöpe atın. Evdeki tüm yatakları süpürün ve yıkayabildiklerinizi makinada yıkayın. Kedinizin-köpeğinizin yatağını yıkamayı unutmayın. Dostunuzu her gün fırçalayın ve bir pire tarağı kullanın. Piyasadaki pire ilaçlarında birini seçin, pire tasmaları, şampuanlar, ev içi ve bahçe için spreyler ve damlalar... Bunlar arasında en önemli ve etkin uygulama aylık rutin yapılan pire damlası uygulamasıdır. Bu damla yaz kış hiç aksatmadan yapılmalıdır çünkü hava sıcaklığı düşse de ev ortamında pireler yaşamaya devam edeceklerdir. Köpeğinizin ve kedinizin iki kürek kemiğinin arasına, dönüp de yalayamayacağı yere aylık uygulamalarla damlatılan bu pire ve kene ilaçları onu yıl boyunca koruyacaktır. Şayet bahçenizde pire mevcutsa geniş alanı ilaçlamanız gerekecektir.Bu ilaçlamayı yaparken kedi ve köpeğinizi alandan mutlaka uzaklaştırmalısınız. Baş edemeyeceğiniz kadar geniş bir alanın ilaçlanması gerekiyorsa bu konuda Belediyelerden veya haşere ilaçlama şirketlerinden yardım alabilirsiniz.

 Avrupa ve Amerika'da pek çok şirket, ev hayvanlarının üzerine konaklayan pire ve kenelerle baş edebilmek için pek çok değişik yöntemler üzerinde çalışmaktadır. İşleri zor çünkü, ister inanın ister inanmayın dünya da 2000'in üzerinde değişik pire türü bulunmakta.

PİRELERİ YOK EDİN !

· Pire mevsimi başlamadan bir ay önce pire mücadelesine başlayın.

· Evinizi elektrik süpürgesi ile temizleyin. Halı, parke, koltuklar, masaların ve yatakların altları her yer detaylıca vakumlanmalıdır.

· Elektrikli süpürge torbalarını uzaktaki bir çöp kutusuna atın. Torba henüz tam dolmadığından onu atmazsanız ya da torbayı evin içindeki bir çöp kutusuna atarsanız, büyük olasılıkla pireler kaçacak ve savaşı siz kaybetmiş olacaksınız.

· Bahçenizde pire spreyi ya da pire tozları kullanın.

· Bir pirenin en iyi temizlenmiş eve bile dönebileceğini unutmayın. Onun için her yeri pire spreyleri ile iyice yıkayın. Ardından havalanmasını sağlayın.

· Daha serin aylarda da pire savaşına devam edebilirsiniz. Pire mevsimi bittikten bir ay sonra yeniden evinizi temizleyin. Pireler tropik iklim böcekleri oldukları ve soğuk havalara dayanamadıkları halde sıcak evlerde mutlu bir şekilde üremeye devam edebilirler.

. Yiyecekleri kapalı kutular veya buzdolabında saklayın. Köpeğiniz yemeğini yedikten sonra kabını yıkayıp kaldırın. Yemek kırıntılarını toplayın ve etraftaki su birikintilerini giderin.

. Pireler sizi konak olarak tercih etmezler ama sizi ısırmaktan da çekinmezler. Aşağıdaki görüntü size tanıdık geliyorsa hemen bir hekime danışın ve tüylü dostunuzu da veteriner hekiminizin güvenli ellerine teslim edin.