Köpek Aşıları:
Parvoviral Enteritis (Kanlı İshal) (CPV)
Canine Distemper (Köpek Gençlik Hastalığı)
Enfeksiyoz Canine Hepatitis (Enfeksiyöz Köpek Karaciğer Hastalığı)
Viral Solunum Yolları Hastalıkları
Coranavirüs Gastroenteritisi (CCV)
Leptospirosis
Kuduz
 
Aşılamada Nelere Dikkat Edilmelidir?

Yavru köpekler için tedavisi güç ve çoğu zaman ölümcül olan  viral enfeksiyonlara karşı aşılama son derece önemlidir.  Viral  hastalıklar tedavileri mümkün olmayan hastalıklardır. Ancak aşı ile koruma sağlanmaktadır. Bu nedenle aşılama hayati önem taşımaktadır.
.
Yavru hayvanlar enfeksiyonlara yakalandıklarında bağışıklık sistemleri henüz tam olarak gelişemediği için viral hastalıklarla savaşamazlar ve yüksek oranda ölüm görülür.

Köpeğinizin aşılardan önce, mutlaka parazit tedavisinin yapılmış olması gerekmektedir. Parazitler köpeğinizin bağışıklık sistemini zayıflatır ve aşılama sonrası köpeğinizde var olan gizli bir hastalık pik yapabilir. Parazit tedavisi yapılmamış köpeklere yapılacak aşılamaların etkili ve güvenilir olması beklenemez. Hatta aksine tehlikeli olabilir.

Aşılama sadece sağlıklı petlere yapılmalıdır. Aşı öncesi petlerin genel sağlık muayenesi mutlaka yapılmalıdır.

Yavru bir köpek 6-8 haftalık olduğunda ilk aşısına başlanabilir. (Parvo-Distemper ya da karma aşı ilk olarak yapılabilir.)

Vücuttaki antikor miktarı belirli bir düzeye çıktığında yani 21 gün sonra karma aşının 2. dozu uygulanmalıdır. Böylece  köpeğinizin bağışıklık sistemi istenilen düzeye ulaşacaktır.

12 haftalık olmadan kuduz (Rabies) aşılaması yapılmamalıdır. 3 aylık olduktan ve kuduz aşısı yapıldıktan 21 gün sonra yine karma aşı uygulanır. 3. doz karmadan 21 gün sonra da eğer gerekli görülürse üst solunum yollarını etkileyen Bordatella bronchiseptica için aşılama yapılabilir. Bundan sonra aşıların bağışıklık seviyesini aynı tutmak için yıllık aşı tekrarların yapılmalıdır.

Aşı, hayvanın vücut ısısının yükselmesine, ateşinin çıkmasına neden olabilir, aşının işlevi açısından vucudun verdiği fizyolojik bir tepkidir ve normaldir. Daha ciddi bir durum söz konusu olduğunda derhal veteriner hekiminizle irtibata geçmelisiniz.

Bozuk, tarihi geçmiş ve soğukta saklanmayan,  soğuk zinciri korunmamış aşılar asla kullanılmamalıdır.

Elde, cepte, çantada taşınan aşıların uygulanmaması gerekir. Aşıların kesinlikle buz kalıpları içinde taşınmasına dikkat edilmelidir.

Yapılan aşıyı gösteren aşı etiketini (sticker) petlerinizin sağlık karnesine mutlaka kaydettiriniz ve aşıyı yapan hekime imzalatarak onaylatınız. Üzerinde etiket (sticker) bulunmayan aşıları yaptırmayınız.

Aşılar tamamlanıncaya kadar köpeğinizi sokağa bırakmamaya ve başka hayvanlara yakınlaşmasına izin vermemeye gayret ediniz.   Köpeğinizin aşıları tamamlansa bile %100 koruma sağlanamadığını unutmayın ve gerekli önlemleri mutlaka alın. Aşılanmamış köpeklerle temasından kaçının, yerden herhangi bir şey yemesine izin vermeyin, başka köpeklerin dışkılarıyla temas etmesine engel olun.

Başa dön


Parvoviral Enteritis (Kanlı İshal) CPV

Parvovirus tip-2 (CPV-2) tarafından oluşturulan, akut seyirli, ani ölüm, kanlı ishal ve kusmayla karakterize bulaşıcı ve öldürücü bir hastalıktır. 4-8 haftalık yavru köpeklerde akut miyokarditis, 2-12 aylık genç köpeklerde kanlı ishal ve erişkinlerde genellikle hafif ishalle seyreden değişik belirtiler gösterir.

Canine parvovirus hastalığı günümüzde köpeklerde görülen en yaygın salgın hastalık olarak bilinmektedir. 'Parvo'  genellikle kanlı ishal ile karakterize çok yüksek bulaşıcılığı olan canine parvovirus Tip-2 (CPV-2) olarak adlandırılan bir patojenin neden olduğu viral bir hastalıktır. 1980'de, CPV-2 original nesil virüsün yerini CPV-2A suşu almış ve 1986'da, bir diğer variyasyon olan CPV-2B olarak adlandırılan suş ortaya çıkarılmıştır. Günümüzde uygulanan aşılar hastalığın kontrolüne ve hastalığın yayılmasını engellemeye yardımcı olmuştur. Buna rağmen hala bazı köpekler hastalığa yakalanmakta ve parvo'dan ölmektedir.

Parvo  Nasıl Yayılır?

CPV-2 cansız materyaller üzerinde canlılığını uzun süre koruyabilir. Örneğin; giysiler,mama kapları,kafesler...vb. Virus bu ortamlarda 5 ay ve daha uzun süre yaşayabilir. Böcekler ve fareler vektör rolü oynarlar ve hastalığın taşınmasında  aracılık ederler. Tüm parvovirüsler düşük pH ve yüksek ısı gibi olumsuz çevre koşullarına karşı son derece stabildirler ve dirençlidirler. Ultraviole ışın ve sodium hypochlorite (1:32 sulandırılmış çamaşır suyu)'e karşı korunmasız olan parvovirus hemen inaktive olacaktır. Normal inkubasyon periyodu 7-14 gündür(hastalığın başladığı andan belirtilerin kaybolduğu zamana kadar). Virusun dışkıdan aktif salınımı, etkene maruz kaldıktan 3 gün sonra olabilir. Genellikle belirtilerin başlamasından önce dışkıyla virüs atılmaya başlar ve hastalığın ilk atağından 1-2 hafta sonrasına kadar da devam eder. Rottweiler, Doberman Pincher ve diğer siyah ve kahverengi renkli köpek ırklarının özellikle parvo'ya karşı diğer ırklara göre daha hassas ve dayanıksız oldukları bildirilmiştir. Buna rağmen Parvo'nun tüm köpek ırklarını etkilediğini unutmamak gerekir.

Nasıl Bulaşır?

Etken gaita ile etrafa bulaşır. Köpekler enfeksiyonu sindirim yolu ile veya havadan nefes yoluyla alırlar.

Belirtiler Nelerdir?

 İlk semptomlar kusma ve ishaldir. İshal kötü kokulu ve suludur. Rengi içeriği kan miktarına göre sarıdan kahverengiye kadar değişmektedir. Yavrularda yüksek ateş , kusma ve ishali izleyen 24 saat içinde oluşan şiddetli sıvı kaybı, özellikle yavru köpeklerin ölümüne neden olur.
Sekiz haftalıktan küçük yavrularda kalp dokusunda bozulmalar ve ani kalp yetmezliği nedeniyle hastalık kısa sürede ölümle sonuçlanır.
Yetişkin köpeklerde; Az oranda etkilenmiş olanlar tedavisiz iyileşebilir. Orta derecede etkilenmiş olanlar ise semptomatik ve destekleyici tedavi ile bir haftada iyileşirler. Ancak yavru köpeklerle, ağır derecede hastalananların tedavi şansları yok gibidir.

 

Korunma Nasıl Olur?

Yavru köpeklerde tedaviler çoğunlukla başarısızdır! Aşı parvoviral enterit için tek koruma yoludur. Özellikle 4-6 haftalık köpek yavrularında ilk aşılama parvo viral enterite karşı korumanın temelini oluşturmaktadır ve köpekler için önerilen aşılama programının en önemli parçasıdır. İlk aşılama olarak CPV yapılır ve 21 gün sonra ilk karma aşıya başlanabilir.

Başa dön

Canine Distemper(Köpek Gençlik Hastalığı)

    Canine distemper virus bir paramyxovirus'tür,  insan kızamık nedeni olan paramyxovirus ile benzerlik gösterir. Avrupa’da ilk kez 1761 yılında bildirilmiş olmasına rağmen 48 yıl sonra  Edward Janner  tarafından tam olarak tanımlanmıştır. Dünyada yaygın olarak görülmesi ve ölüm oranının yüksek olması nedeniyle son derece önemli bir hastalıktır. Virüs soğuk ortamlarda daha dayanıklıdır, 0-4 °C haftalarca  canlılığını koruyabilir. Sıcak ortamlara duyarlıdır ve oda ısısında 37 °C  1 saat  canlı kalabilir. 60 °C üzerinde 30 dk içinde parçalanır. Hasta köpeğin uzaklaştırılmasından sonra barınaklarında virüs kalmaz.

Bulaşma Nasıl Olur?

    Köpeklerdeki bu virüs birçok organı etkisi altında bırakır; deri,beyin,gözler, intestinal (sindirim) ve solunum sistemi... Distemper virüsü  köpeklerin dışkı, idrar, salya, göz  ve burun akıntısıyla  bulaşmaktadır. Enfeksiyonun yayılmasında en önemli yol  aerosol ve damlacık  yoludur. Bu virus  idrar gibi vücut salgılarıyla taşınabildiği gibi asıl bulaşma yolu hava yoludur. Her yaştaki köpekler virüsten etkilenebilirler, ama daha çok 6 aylıktan küçük olan köpekler risk altındadırlar.

    Virüsün inkubasyon süresi 4-10 gün, enfekte olduktan sonra hastalığı yayma süreleri 60-90 gün kadardır.

    Yapılan araştırmalarda Boxer, Pekingese ve İskoç Terrierlerinde distempere bağlı ölüm oranı nispeten düşük görülürken, Alman kurdu ve cocker spaniellerde yüksek görülmüştür.

Belirtiler Nelerdir?

     Belirtiler hastalığın yerleştiği doku ve organa göre  değişiklik göstermektedir ve yine  virüsün etkilediği bölgeye göre semptomlar değişmektedir; hastalık 3 formda  solunum,sindirim ve sinirsel formda gelişmektedir.

1. Akut Form: Hasta köpeklerde öksürük, ishal, kusma, iştahsızlık, sıvı kaybı, zayıflama ve ateş gözlenir.
2. Bakteriyel Enfeksiyon Formu: İşin içine birde bakteriler karışınca bu form ortaya çıkar. Bakterilerin geliştiği yere bağlı olarak (solunum-sindirim-kalp-üreme ve genital organlarda) enfeksiyonlar gelişir ve hastalığı daha ağır bir duruma sokar.
3. Sinirsel Form: İstem dışı titremeler, inleme, çift veya tek yönlü kafa sallama, dönme hareketleri, koordinasyon bozuklukları, bacaklarda felç, titreme nöbetleri, körlük ve işitme bozuklukları gibi ömür boyu kalıcı olan bu belirtilerden bir çoğu gözlenir. Hastalığı atlatan köpeklerde sinirsel lezyonlar kalıcıdır.

    Distemper virüsü vücudun bir çok sistemini etkileyen bir virüstür. En çok görülen hastalık belirtisi burun ve göz akıntısı, öksürük, ishal, kusma ve epilepsidir. Hastalıktan hafif derecede etkilenen köpeklerde sadece öksürük görülebilir ve bu  "kennel cough" hastalığı ile karıştırılabilir. Diğerlerinde  pnömoni (pneumonia) gelişebilir. Hastalığı atlatan yavru köpeklerde dişlerde ciddi mine problemi gözlenebilir (Mine hipoplasisi).

Genç köpeklerin burnunda ve ayak tabanlarında kalınlaşma oluşur, bu yüzden hastalık "hardpad disease" (sert taban hastalığı) olarak tanımlanır.

Hastalığın hafif formunda su kaybı, iştahsızlık, kilo kaybı, halsizlik gibi genel belirtilerin yanında  iki taraflı göz ve burun akıntısı, önceleri seröz daha sonra mukoprulent öksürük, nefes almada zorluk, ishal, kusma, gözlerde körlüğe varabilen derecelerde bozukluklar ve aniden ölüm  görülebilir.

Riskler Nelerdir?

    Köpeklerde yüksek ateşle seyreden, çok bulaşıcı viral bir hastalıktır. Köpek viral hastalıkları içinde kuduzdan sonra en çok bulaşma ve ölüm vakalarının görüldüğü hastalıktır. Özellikle yavru köpeklerde barınaklardan alınan yada yurt dışından kaçak olarak getirilen köpeklerde daha sık görülür.

    Distemper özellikle köpek çiftliklerinde aşılanmamış köpekler arasında hızla yayılabilen çok ciddi bir hastalıktır.

    Tüm hastalığa yakalananlar ölmeyecektir ama büyük çoğunluğunun ölmesi muhtemeldir. Her yaştan köpek bu hastalıktan kolaylıkla etkilenebilir. Çok genç ve çok yaşlılarda ölüm oranı çok yüksektir. Ölüm oranı yaklaşık %75'tir.
   
    Yaşlı köpeklerin doğal bağışıklıklarının olduğu düşüncesi yanlıştır. Bazılarının olabildiği gibi bazılarının olmayabilir. Distemper Hastalığını geçiren ve iyileşen köpeklerin bazılarında görme ve sinir sisteminde sorunlar yaşanabilir. Bu hastalıktan kurtulan yavrularda genellikle mine gelişiminde bozukluk olduğu için dişleri lekelidir.

    Hastalık genellikle 3-12 aylık köpeklerde görülür. Virus kaynaklı olan hastalık kış aylarında daha fazla yaygındır. Unutmayın ki 1 yaşın üstündeki köpeklerde de görülme ihtimali vardır o yüzden aşısını ömür boyu her yıl yaptırmanız gerekir.

Distemper Nasıl Tedavi Edilir ve  Korunma Nasıldır?

     Canine distemper'ın spesifik bir tedavisi yoktur. Tedavinin büyük bölümü destek tedaviden oluşur. İntravenöz sıvı tedavisi dehidrasyonu önlemek açısından son derece gereklidir. Nörolojik semptomlar geliştiği taktirde anti-epileptik ilaç uygulaması gereklidir.

KORUNMA:
    Canine Distemper için mükemmel aşılar geliştirilmiştir. Bu aşılar yıllardır kullanılıyor ve hastalığın frekansını çok düşürdükleri için güvenle kullanılmaya devam ediliyor.

   Geçmişte aşılar insan kızamık virüsünden yapılıyordu ancak günümüzde bu uygulama artık yaygın değildir. Günümüz aşıları her yaştaki köpeğe minimum yan etki ile güvenle uygulanmaktadır. Yaşlı köpeklerde aşılama ile ömür boyu koruma sağlanamaz ve bu yüzden her yıl aşılama tekrarı mutlaka yapılmalıdır.

     Yavrular doğumdan sonra anne sütüyle aldıkları antikorlarla  muhtemelen 1-4 hafta kadar korunurlar, ancak çoğu yavruda anneden geçen maternal antikor düzeyi 6-8 hafta içinde önemli derecede azalır. Bu dönemlerde hastalıklara oldukça duyarlıdırlar. Distemper'a karşı korunmada 3 haftalıktan küçük olmamak şartıyla en az 2 defa  2-4 hafta arayla aşı yapılmalıdır. Ayrıca 2. 3. ve 4. aylarda yapılan  3 lü aşı uygulaması da tavsiye edilir. Böylece 12 ay sürebilen bağışıklık sağlanır. Daha sonra yıllık  periyodik aşı programı uygulanmalıdır.

Başa dön

Enfeksiyöz Canine Hepatitis(Enfeksiyöz Köpek Karaciğer Hastalığı)

    Enfeksiyöz canine hepatitis, canine adenovirus tip 1 (CAV-1) virusunun neden olduğu, başta karaciğer olmak üzere diğer vücut organlarını da (sindirim sistemi, solunum sistemi ve sinir sistemini) etkileyen ateşli ve bulaşıcı bir viral hastalıktır.

Bulaşma Nasıl Olur?:

    Hasta hayvanların burun akıntıları ve idrarları ile virus etrafa yayılır ve tüm dünyada yaygın olarak görülür. Hastalığı atlatan iyileşen köpekler 9 aydan fazla idrarlarıyla etkeni etrafa bulaştırmaya devam edeceklerdir. İyileşseler bile etkeni çevreye ve diğer köpeklere bulaştıracaklardır. Primer bulaşma yolu hasta köpekle temastır. Kontamine gezi alanları, kafesler, mama kapları, eller, ayakkabılar..vb. kaynaklar virusun bulaşmasına aracılık yaparlar. Hastalığa her yaştan köpek yakalanabilir. Ancak yavrular çok daha duyarlıdırlar.

Belirtiler Nelerdir?:

    Başlangıçta, virus tonsilleri ve larynx (gırtlak-boğaz)'i etkiler ve boğaz ağrısı, öksürük, ve bazen de pneumoniye (zatürre) neden olur. Virus kana karıştığında gözler, karaciğer, ve böbrekleri etkileyecektir... Gözlerin parlak ve şeffaf bölümü, cornea olarak adlandırılır, ve virüs nedeniyle kızarık ve bulanık görünür. Bu corneada ödem gelişmiş olduğunu gösterir. Gözlerdeki bu durum hastalığın "hepatitis blue eye" olarak isimlendirilmesine neden olur (Mavi göz karaciğer yangısı). Karaciğer ve böbrek de aynı derecede hasar görür, epilepsi, susuzluğun artması, kusma ve/veya ishal bildirilmiştir.

    Akut (hızlı gelişen) olaylarda; yüksek ateş, ağız mukozasında yer yer kanamalar, şiddetli konjiktivit, tonsillit, farengitis ve lenflerin büyümesi dikkati çeker. Sonuçta karaciğer ve vücutta gelişen iç kanamalar ve hücre tahribatları nedeni ile hasta ölür. Çok genç olan yavrular önemli belirti göstermeden kısa süre içinde ölürler. Hafif seyreden bazı olgularda hastada kronik karaciğer bozuklukları gelişebilir.

Tedavi ve Korunma Nasıldır?:

    Enfeksiyöz canine hepatitis için spesifik bir tedavi şekli yoktur. İntravenöz sıvı tedavisi ve destek tedavisi dışında etkin bir tedavi şekli maalesef yoktur.  Neyse ki, erişkin köpeklerin ve yavru köpeklerin bu virüse karşı bağışıklıklarını sağlayabilmek için mükemmel aşılar mevcuttur.  Aşılar  adenovirus tip 1 ya da tip 2 suşlarını içerirler. Adenovirus tip 2 (CAV-2) köpekteki öksürüğün sebebidir. Viruslar aynı türdendirler, birbirine çok benzerler, aşılar virüslere karşı  çapraz koruma sağlar. Modern aşılar suşlardan birini; ya  CAV-1 ya da CAV-2' yi içerirler, ikisini birden içermezler. Mevcut aşılar genellikle CAV-2 içermektedirler çünkü yapılan çalışmalarda CAV-1' in kalıcı böbrek hasarı, üveitis, mavi göz hastalığı yaptığı belirlenmiştir. CAV-2' nin herhangi bir yan etkisi gözlenmemiş ve CAV-1' e karşıda koruma sağladığı tespit edilmiştir. Böylece, birine karşı gelişen bağışıklık diğerine karşı da gelişir (çapraz reaksiyon) ve hem öksürük hem de karaciğer yangısına karşı bağışıklık sağlanmış olur.

   Yavru ve genç köpeklerde tedaviler çoğunlukla başarısızdır! Onu korumanın tek yolu aşılamadır.

    İlk Aşılama; 6 haftalık ya da daha büyük köpeklere 3' er hafta arayla 3 doz uygulanır. Yıllık koruma sağlanır ve aşı her yıl tek doz olarak tekrarlanmalıdır.

 

Riskler Nelerdir?

    Aşılanmamış tüm köpekler her yaşta risk altındadırlar, bununla beraber, hastalık 1 yaşın altındakilerde daha yaygındır. Ölüm ilk belirtinin görülmesinden yaklaşık 2 saat sonra gerçekleşecektir. Ölüm öylesine ani ve beklenmedik gerçekleşir ki hastanın zehirlenmiş olduğundan şüphelenilir.

Başa dön

Viral Solunum Yolları Hastalıkları

1-Enfeksiyöz Laringotracheitis(CAV-2)

    Enfeksiyöz laringotracheitis, canine adenovirüs tip-2(CAV-2) tarafından oluşturulan, tonsillitis ve faringitisle karakterize solunum sisteminde bozukluk oluşturan bulaşıcı viral bir hastalıktır.

Bulaşma nasıl Olur?:

    Solunum yoluyla havadan bulaşır.

Belirtiler Nelerdir?:

    Hastalık etkeni sadece solunum sisteminde yangıya yol açar. Etken bronşiyollere yerleşip üredikten sonra alt ve üst solunum yollarında şiddetli yangılara ve doku ölümlerine sebebiyet verir.

Korunma:

    Bu hastalığa karşı korunma ancak aşılama yolu ile olur. İlk Aşılama; 6 haftalık ya da daha büyük köpeklere uygulanır,aşı tekrarları 3' er hafta arayla 3 doz şeklinde uygulanır. Yıllık koruma sağlanır ve aşı her yıl tek doz olarak tekrarlanmalıdır.

    NOT:Yukarıda anlatılan konuyu (Enfeksiyoz Canine Hepatitis), tedavi ve koruma kısmını okuyunuz
 

2- Kennel Cough - Köpek Öksürük Hastalığı, Bordetellosis,

   'Kennel Cough' köpeklerin üst solunum yolu enfeksiyonuyla karakterize bir hastalığıdır. Son zamanlarda tracheobronchitis, canine infectious tracheobronchitis, Bordetellosis, ya da Bordetella olarak isimlendirilmektedir. Hastalık köpeklerde yüksek bulaşıcılığa sahiptir.

    Enfeksiyon bir çok ajanın bir arada etkisiyle ortaya çıkar.Tracheobronchitis'in oluşumunda  birçok farklı ajan etkilidir. En yoğun etki parainfluenza, Bordetella bronchiseptica, ve mycoplasma tarafından oluşturulur. Canine adenovirus, reovirus, ve canine herpes virus'un da hastalıkta etkili olduğu düşünülmektedir. Hastalıkta en önemli viral ajan parainfluenza'dır. Bu virüs, başka bir bakteri ile birleşmediği takdirde, 5-6 günden az süren hafif semptomlara sebep olur. Beşli karma aşılar ve Kennel Cough aşıları bu virüse karşı koruma sağlarlar. Bu hastalıktan izole edilen en önemli bakteri ise  Bordetella bronchiseptica' dır. Enfeksiyonun klinik belirtileri etkeni aldıktan 3 ya da 4 gün sonra ortaya çıkar, ve eğer diğer ajanlarla komplike değilse  yaklaşık 10 gün sürer.

    Enfeksiyonun geçmesinden sonra bile 6-14 hafta arası bakteriyi etraftaki diğer köpeklere bulaştırabilirler. Parainfluenza ve Bordetella genellikle enfeksiyöz tracheobronchitisde beraber görülmektedir ve 14-20 gün arası enfeksiyon devam etmektedir.

Bulaşma nasıl Olur?:

    Solunum yoluyla havadan bulaşır. Barınak tarzı, köpeklerin çokça ve bir arada bulunduğu yerlerde ortaya çıkar ve çok hızlı yayılır.

Belirtiler Nelerdir?:

   Hastalığın en önemli belirtisi kuru öksürüktür (halk arasında "eşşek öksürüğü" ya da "yaşlı at öksürüğü" diye de tanımlanır). Bu hastalık yavru ve genç köpeklerde daha yaşlı köpeklere oranla çok daha şiddetli seyreder. Yeşil burun akıntısı, yüksek ateş, depresyon ve nerdeyse hiç kesilmeyen çok rahatsız edici inatçı bir  öksürük en belirgin semptomlar olup, yavrularda akciğerlerin iltihaplanması sonucu ölüm görülür.

   Çoğu hayvan sahibi öksürüğü "kaz sesi" ya da "korna sesi" ne benzeterek tanımlamaktadırlar. Ayrıca sulu bir burun akıntısı da bulunmaktadır. Hafif vakalarda köpeğin genel durumunda bir değişiklik olmaz, köpek yemek yemeye, hareketli olmaya ve aktif olmaya devam eder. Şiddetli vakalarda halsizlik, ateş, iştahsızlık,  pnömoni gibi semptomlar gelişir  ve çoğu ciddi vakada ölüm  gözlenebilir.

Teşhis:

  Teşhis genellikle esas belirtilere ve hastalık anemnezine göre konur.  Bakteriyel kültürler, viral izolasyon, ve kan testleri hastalık yapan etkenin isimlendirilmesi için yapılabilir.

Tedavi:

    Hastalığın şiddetine göre iki tip tedavi şekli uygulanabilir. Ilımlı hastalık durumlarında (komplike olmamış vakalarda) , genellikle antibiyotik tedavisi kullanılmaz. Eğer köpeğin iştahı iyiyse ve hareketli ise fakat sadece tekrar eden öksürüğü inatçı varsa,insanlardaki soğuk algınlığı tedavisinin aynısı uygulanır. Hastalık ılımlı da olsa,çok hafif de seyretse etrafa bulaştırıcılık oranı şiddetliyle aynı orandadır. Çoğu zaman, prednisone öksürüğün şiddetini ve sıklığını azaltmaya yardımcı olmak ve köpeğin rahat etmesini sağlamak için uygulanabilir. Ayrıca, Bronchodilatörler (aminophylline gibi) ya da öksürük kesici ilaçlar da kullanılabilir.

    Daha ciddi durumlarda (komplike olmuş vakalarda), köpek yemek yemiyorsa, ateş yükselmişse ve pneumoni belirtileri mevcutsa antibiyotik tedavisi yapılmalıdır.Bu durumda çoğunlukla tetracycline ya da trimethoprim-sulfa grubu antibiyotikler seçilebilir.  Steroidler ya da öksürük kesici ilaçlar genellikle önerilmemektedir,çünkü immunosuppressive etki gösterirler. Bronchodilatorler (bronşları genişletici ilaçlar) ve  aerosol tedavisi kullanılabilir. Orta ya da şiddetli vakalarda, klinikte veteriner hekim kontrolünde bakım gereklidir, oluşan pneumoni hemen ve etkin bir şekilde tedavi edilmez ise hayati tehlike söz konusudur.

Korunma:

   Anne karnındayken maternal antikor gelişiminin yeterli olmadığı saptanmıştır. Anneden alınan maternal antikor yavru köpeği hayatının ilk 4-5 haftası koruyabilmektedir. Bu nedenle mutlaka aşılanmaları gerekmektedir. Hastalığa karşı diğer solunum yolu hastalıklarını da kapsayan kombine aşılar mevcut olup ilk aşılama en az 8 haftalıkken yapılmalıdır.

Aşılama ve Önleme:

   Prognoz iyidir. Köpeklerde; canine adenovirus, distemper, parainfluenza, ve Bordetella için aşılama ile koruma sağlanmaktadır. köpek çiftliklerinde(kennel), hastalığı önlemenin en iyi yolu aşılama ve dezenfeksiyondur. Bir çok çiftlik aşısı olmayan köpekleri çiftliğe kabul etmemektedir.

   En iyi koruma için,  parainfluenza ve Bordetella' yı birlikte içeren intranasal aşılamalar uygulanmaktadır. Ülkemizde deri altı aşı uygulamaları daha yaygındır.Bazı köpeklerde aşılama sonrası hafif şiddette  tracheobronchitis'e benzer belirtiler gözlenebilir.Bu semptomlar bir kaç gün içinde tedaviye ihtiyaç duymadan kendiliğinden geçecektir. Aşılanan köpekler  etrafa virüs yayabilirler ve diğer köpeklerde hafif enfeksiyon oluşumuna neden olabilirler ve bu köpeklerde hafif belirtiler görülebilir. Bu virus yayma genellikle  72 saatten az sürmektedir.

    İlk aşılama genellikle karma aşıların bitiminde 21 gün ara ile iki doz olarak yapılmaktadır. İlk aşılama sonrası yıllık aşı tekrarı yapılmalıdır. Çok fazla risk altındaki köpekler 6 ayda bir aşılanabilirler.

İnsan Sağlığı Açısından Risk:

    İnfectious tracheobronchitis günümüze kadar insan sağlığı açısından herhangi bir risk teşkil etmemiştir. Bununla birlikte son zamanlarda,  Bordetella bronchiseptica 'nın bazı insanlarda hastalık oluşturduğunu gösteren araştırmalar yapılmıştır. Normalde, sağlıklı erişkinlerde hasta köpeklerle yakın temas bir risk faktörü olarak ortaya çıkmamaktadır, fakat gençlerde, çocuklarda ve immun sistemi baskılananlarda  tracheobronchitis'in bazı semptomları görülmektedir.

Özet

'Kennel Cough,' ya da 'infectious tracheobronchitis' olarak tanınan, birkaç farklı virüs ve bakterinin etkisiyle oluşturulan çok yaygın bir hastalıktır. Intranasal aşılamalar etkindir, fakat   bazı olası  yan etkileri mevcuttur, yüksek hastalık riskinde olan hayvanlar için önerilmektedir. Infectious tracheobronchitis köpeklerin ve vahşi köpekgillerin hastalığıdır, sağlıklı insanlar ya da kedilerde risk oluşturmamaktadır.

Başa dön

Coranavirüs Gastroenteritisi(CCV)

   Etken canine coronavirus(CCV) dur. Enfeksiyon sindirim sistemi yoluyla bulaşır. Hasta köpekler 2 hafta boyunca etrafa dışkıyla virus bulaştırırlar.

   Canine Coronavirus (CCV) yavru köpeklerde ishal nedenidir. Genellikle Parvovirus ile birlikte seyreder. Parvovirus'tan farklı olarak yüksek ölüm oranına sahip değildir.

Belirtiler Nelerdir?

   Canine coronavirus'un primer semptomu ishaldir. Yavru köpekler erişkinlere göre daha fazla enfeksiyondan etkilenirler. Parvovirus'ten farkı kusma olmamasıdır. İshalin miktarı, parvoviral enteritle kıyaslandığında daha azdır. Coronavirus  genellikle Parvovirus'a göre daha ılımlı bir ishale neden olduğu düşünülse bile laboratuar testi olmadan bu iki viral hastalık birbirinden ayrılamaz. Parvovirus ve Coronavirus hemen hemen aynı kötü kokuya sahip ishale neden olurlar. Coronavirus'un neden olduğu ishal genellikle düşük mortalitede bir kaç gün sürer. Ama maalesef, Coronavirus ve Parvovirus birçok yavruda birlikte etki gösterirler ve ciddi intestinal hastalığa (enteritis) sebep olurlar. Mortalite (ölüm oranı) bu nedenle yaklaşık % 90'dır.

   Hastalıkta klinik olarak yüksek ateş, iştahsızlık, kusma, ishal, sıvı kaybı ve depresyon gözlenir. Dışkı çok sulu mukus ve kan içerebilir. Orta yaşlı köpekler genellikle herhangi bir müdahale olmadan iyileşirler. Ancak sağaltım yapılmasına rağmen genç köpeklerde iyileşme şansı düşüktür. Yavrularda ise hastalığa Parvo virus da eşlik ettiği için bu şans hiç yoktur.

Riskler Nelerdir?

   Canine Coronavirus tüm dünyada köpek popülasyonunu yıllardır etkisi altında bırakmıştır.Bir çok köpek hastalığa karşı özellikle erişkinler doğal bağışıklık kazanmışlardır ve hastalıktan kolay etkilenmezler ya da hafif atlatırlar. 12 aylıktan küçük yavru köpekler büyük risk altındadırlar, enfekte olmuş ve eğer korumasız ise (aşılanmamışlarsa) kısa sürede öleceklerdir.

Tedavi ve Korunma Nasıldır?

   Tıpkı canine Parvovirus 'de olduğu gibi,  canine Coronavirus için de spesifik bir tedavi şekli yoktur. Hastayı özellikle dehidrasyona karşı korumak son derece önemlidir.Bu amaçla intravenöz ya da deri altı sıvı tedavisi şarttır.

   Canine Coronavirus'e karşı tüm yaştaki köpekler ve özellikle yavrular mutlaka aşılanmalıdır. Köpek 6 haftalık olduğunda aşılama yapılmalıdır. Çok yüksek etkili dezenfektanlarla çevre dezenfekte edilmelidir.Çiftlikler, hastaneler, veteriner klinikleri, pet satışının yapıldığı yerler hastalık görüldüğü anda dezenfeksiyon işlemlerini vakit kaybetmeden yapmalıdırlar.

Korunma:

   Bu hastalığa karşı korunma ancak aşılama yolu ile olur. 6 haftalık olan köpekler 2-3 hafta arayla iki kez aşılanırlar. 3 aylıktan küçükken yapılan aşılamalarda maternal antikorlar aşılamayla gelişecek antikor seviyesini etkileyebileceği için 3 aylık olduklarında bir 3.doz aşı yapılması uygundur.  Yıllık aşı tekrarı önerilir.

LEPTOSPİROSİS

   Zoonoz olan (Hayvandan insana bulaşan) bakteriyel bir hastalıktır. Spiroketlerin neden olduğu; kanlı ishal, sarılık ve böbrek bozukluğu oluşturan, bulaşıcı, bakteriyel, zoonoz  bir hastalıktır. Hastalığın etkeni Leptospirosis canicula ve L.İcterohaemorhagiae adındaki bakterilerdir. Hastalık köpeklerde kedilere oranla daha fazla görülür. Kedilerde nadir görülür.


Bulaşma Nasıl Olur?:

   Hasta hayvanlar enfeksiyon etkenini idrarla etrafa bulaştırırlar. Hastalık, hayvan ve insanlara direk olarak idrardan, dolaylı olarak da su, gıda ve topraktan bulaşır. Leptospiralar deri ve mukozalardan geçerek kan dolaşımına karışırlar. Daha sonra etkenler kan yolu ile böbreklere , karaciğere ve diğer organlara yayılarak dokularda hasar ve dejenerasyonlar meydana getirirler.


Belirtiler nelerdir?:

   Ateş, iştahsızlık, kusma, çok işeme, çok su içme, ağızda yaralar ve dejenerasyonlar, mukozalarda sarılık görülür. Akciğerler ödemlidir. İdrar; irin ve protein içerir.

Hastalıktan Korunma Nasıl Olur?

  Köpekleri ve insanları bu enfeksiyondan korumak için hayvanlara mutlaka aşı uygulamaları yapılmalıdır. Bu hastalığa karşı korunma ancak aşılama yolu ile olur. 5'li karma aşılar içerisinde Leptospirosis için de koruma sağlayan etken vardır. İlk aşılamalar içerisinde 2 ya da 3 rapel olarak uygulanır daha sonra yıllık tekrarları yapılır.

Başa dön

KUDUZ(RABİES)

   Kuduz; hasta hayvanın ısırması sonucu, enfekte tükürüğün bütünlüğü bozulmuş deri yada mukozalara teması yoluyla bulaşan ve akut beyin iltihabı sonucu ölüme neden olan viral bir hastalıktır.

ETKEN;

   Rabies virüs'tür ve Rhabdoviridae ailesindendir. Evcil hayvanlar (köpek, kedi, sığır, koyun, keçi, at) ve vahşi hayvanlar (kurt, çakal, tilki, kokarca, gelincik) virüsün taşıyıcısıdırlar.Fare, sıçan, sincap, hamster, kobay ve tavşan gibi hayvanların ısırıkları ile bulaşmamaktadır.

BELİRTİLER:

Hastalığın  üç evresi vardır:

Prodromal başlangıç dönemi, saldırgan dönem ve felç dönemi. Hastalık belirtileri ortaya çıktıktan 3-7 gün sonra hayvan ölür.

Başlangıç dönemi 2-3 gün sürer. Davranış bozuklukları olur ve beden ısısı artar. Hayvan ısırık bölgesini yavaş yavaş ısırmaya ve tırmalamaya başlar.

Saldırgan dönem 2-4 gün sürer. Kuduz hayvan başlarda ürkek ve korkak olur, yabancı cisimlere karşı ilgisi artar. Alışık olmadığı gıdaları yeme isteği olur. İştah azalır buna karşı su içme isteğinde belirgin bir artış görülür. Hasta hayvan sık sık idrar yapar. Gözlerde irileşme ve kızarıklık olur. Hasta hayvanlar loş yerlere saklanmayı sever. Kediler dolap ve kanepe altlarına saklanır. Bilinç giderek kaybolur ve hırçınlaşarak her şeye karşı saldırgan olurlar.  Ağız ve çene kaslarının felci nedeniyle yutkunma güçlüğü ve ağızda bol salya akışı gözlenir. Maksatsız havlama ve miyavlama dikkati çeker.

Felç dönemi 2-4 gün sürer. Hastalık ilerledikçe öncelikle ısırılan organdan başlayan ve daha sonra tüm vücutta felçler meydana gelir. Havlaması değişir ve salyası belirgin olarak artar. Hayvan rahat hareket edemez, dengesini kaybeder, zig-zag çizerek yürür ve daha sonra yere düşer. Tam felç gelişmesinden sonraki 1-2 gün içerisinde hayvan ölür. Kuduza yakalanmış hayvanlar 1 hafta içinde mutlaka ölürler.

BULAŞMA:

  • Kuduza yakalanmış bir memeli hayvanın (özellikle köpek) ısırması ve yaralaması ile,
  • Kuduz hayvanın salyasının sıyrık veya çatlak deriye, göz ağız veya buruna temas etmesiyle,
  • Kuduz hayvanın salyası ile bulaşık eşyanın (tasma, yular, dizgin vb.) yaralı deri ile temas etmesi ile,
  • Kuduz hayvan tarafından tırnaklanarak meydana gelen yaralanmalar ile, (hayvanın tırnağı kendi salyası ile bulaşık ise)

Virus, vücuda girdiği yerde bulunan sinirler yoluyla beyine gider, yerleşir ve orada çoğalır. Virüsün vücuda girmesi ile hastalığın ortaya çıkması arasındaki süreye Kuluçka Dönemi denir. Genel olarak kuluçka süresi insanlarda 2-8 haftadır Hayvanların virüsü bulaştırıcılık süresi de değişkenlik göstermektedir. Kedi ve köpekler klinik semptomların başlamasından 3 ile 10 gün öncesine kadar virüsü bulaştırabilirler.

KORUMA:Kuduza karşı korunma ancak aşılama yolu ile olur. 3 aylık ya da daha yaşlı her sağlıklı köpek mutlaka aşılanmalıdır. Yıllık aşı tekrarı bir doz yapılır.

 

Başa dön

Kaynak:

Ettinger, S. Textbook of Veterinary Internal Medicine. W,B. Saunders Co. Philadelphia, PA; 1989.

Foster, R.; Smith, M. What's the Diagnosis. Macmillan. New York, NY; 1996.

Greene, C. Infectious Diseases of the Dog and Cat. W.b. Saunders Co. Philadelphia, PA; 1998. 

Resim:The World Book Medical Encyclopedia

www.peteducation.com