Soru : CATNIP-KEDI OTU NEDIR ve Kediler catnip’ten neden hoşlanırlar?
Cevap:

Catnip
(Nepeta cataria), ayrıca catmint (kedi nanesi) ya da
catnep olarak da bilinir, nane (Labiatae) familyasından olan
bu ot dayanıklı ve uzun ömürlü bir bitkidir (tüm yıl
canlılığını korur). Kedi (Felidae) familyasındaki tüm türler
için oldukça çekici bir bitkidir. Dağ aslanları,
vaşaklar, kaplanlar, aslanlar, ve evcilleştirilmiş kediler
bu otun üstünde yuvarlanırlar, yüzlerini sürterler, patilerini
sürerler, ve küçük bir catnip parçasının üstünde dans
ederler.
Kediler tahminen catnip' in güçlü kokusuna tepki gösterirler. Catnip yapraklarının yağı "trans-neptalactone” olarak adlandırılan bir kimyasal içerir ve kokusu dişi kedinin idrarındaki bir maddenin kokusuna benzer.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Soru : Duyamadığımız sesleri onlar nasıl duyarlar?
İnsanın duyamadığı ıslık sesini bir köpek ya da kedi nasıl duyabilir?
Cevap: Bir köpeğin işitme duyusu son derece gelişmiştir. Bir insan 100 yard uzaktan duyabilirken ,bir köpek 440 yard (402 metre) uzaktan duyabilir (1yard = 0,9144 metre). Üstelik, köpekler ve kediler ultrasonik sesleri duyma konusunda da yeteneklidirler. Bu sesler insanların duyabileceği seslerin çok ötesindedir. İnsanın duyabildiği en yüksek frekans saniyede 20 kHz 'dir. Ancak köpeklerde bu miktar 35 kHz, kedilerde ise 65 kHz' dir.
İnsanların duyabildiği en düşük ses erişim hızı 20 Hz(hertz) ile en yüksek ses erişim hızı 20 kHz(kilo hertz) sınırları arasındadır.
Bu sınır kedilerde 48 Hz ile 85 kHz ve köpeklerde 67 Hz ile 45 kHz arasındadır.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Soru : Obezite ne kadar tehlikeli olabilir? Kedim/köpeğim şişman, bu durum tehlikeli mi?

Kısa Cevap: EVET.
Uzun Cevap: Obezitenin sebep olduğu bir çok ciddi hastalık vardır;
-
Diabetes mellitus (şeker hastalığı)
-
Hepatic lipidosis (karaciğer hastalığı)
-
Artrit, kalça çıkığı, omurlarda disk problemleri (fıtık) ya da ligament yırtılmaları gibi hareketlerde güçlük yaratabilecek diğer iskelet problemleri
-
İdrar yolları hastalıkları ('sistit')
-
Solunum güçlüğü (akciğer hastalıkları)
-
Kalp yetmezliği
-
Böbrek hastalıkları
-
Anestezi riskinde artış
-
Ameliyat komplikasyonları riskinde artış
-
Kabızlık, aşırı gaz ve pankreas hastalıklarını içeren sindirim sistemi problemleri
-
Sıcaklığa karşı hassasiyet
-
Deri hastalıkları,Tüy problemleri
-
Enfeksiyonlara karşı direncin azalması (Özellikle viral hastalıklara)
-
Egzersize karşı hassasiyet (egzersiz intoleransı)
-
Ağrı nedeniyle hassasiyet ve sinirlilik hali, huzursuzluk
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Soru
: Hangi
kuşlar uçamazlar? Her
kuş uçabilir mi?
Cevap: Hayır, birkaç uçamayan kuş türü mevcuttur. Penguenler ve deve kuşları en iyi bilinen uçamayan kuşlardır. Deve kuşları emu' ları , kiwi' leri, ostriche' leri, rhea' ları ve cassowarie' leri alt grup olarak içerirler. Bu kuş türlerinin tamamı "deve kuşu" olarak isimlendirilirler.
Tüm uçamayan kuşlar, milyonlarca yıl evvel uçma yeteneklerini kaybetmelerine rağmen hala bir çift kanat sahibidirler. Birçok uçamayan kuş (örneğin, büyük auk) okyanus adalarında yırtıcı hayvanlardan uzakta tecrit edilmiş yaşantılarını sürdürmüşlerdir. O zamanlardan beri yırtıcı hayvanlardan kaçmak için uçmak zorunda kalmamışlar ve yavaş yavaş kanatlarının özelliğini kaybetmişlerdir.
Soru : SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ İSHAL YAPAR MI?
Cevap :
Kedi ve
köpek sahiplerinin sıklıkla aklına gelen bir sorudur. Acaba
kedime süt verebilir miyim? Sütü sulandırarak vermemde bir
sakınca var mı? Acaba içine şeker eklesem yine de ishale
neden olur mu???
"Laktoz intoleransı" olarak
bilinen ve genellikle kedi ve köpeklerde üç aylık
olduklarında inek sütüne ve içerisindeki laktoza karşı
gelişen bir reaksiyondur. İnek sütünün baskın şekeri olan
laktozun yeteri kadar sindirilememesinden kaynaklanan bir
durumdur. Bu yetersizlik laktaz enziminin eksikliğinden
kaynaklanmaktadır. Laktaz enzimi normalde ince bağırsak
hücreleri tarafından üretilir.
Kedi ve köpeklerde "Laktoz intoleransı" süt veya süt ürünlerinin sindirilememesi olarak tanımlanabilen bir sindirim sistemi problemidir. Oluşmasında en büyük etken laktaz enziminin eksikliğidir. Bunun yanında aşırı süt tüketimi ve diette yapılan ani değişimler de etkin bir rol oynamaktadır.
Genel olarak semptomlar; mide bulantısı, kramplar,
dolgunluk, şişkinlik, gaz, ishaldir. İshal şekillenmesi ile
karakterize olan laktoz intoleransı özellikle sütten kesilme
dönemindeki kedi ve köpek yavrularında sık karşılaşılan bir
durumdur. Anne sütünden sonra alınan bu yeni protein allerji
ve laktoz intoleransı sebebi olabilir.
Laktoz, glukoz ile galaktozdan oluşan disakkarid türü
bir şekerdir. Süt şekeri olarak bilinen laktoz sindirim
sisteminde laktaz enzimi aracılığı ile parçalanarak
sindirilebilir hale gelir. Laktaz enziminin yetersizliği
durumunda laktoz sindirilemez ve "laktoz intoleransı"
denilen durum ortaya çıkar.
İnek veya koyun sütündeki % 4,8-5,8 laktoz oranı ile
kıyaslandığında köpek sütü sadece % 3,3 kedi sütü ise % 4,9
laktoz içerir. Bu nedenle kedi ve köpek yavrularında inek
veya koyun sütü şiddetli ishale neden olabilir.
Bazı sindirim sistemi hastalıkları barsak mukozasının
yapısını bozarak sekunder laktaz eksikliğine neden olabilir.
Örneğin ince bağırsak ülseri enzim üretimini
azaltabilir. Akut gasroenteritis, giardiasis ya da ascariasis
gibi parazit hastalıklarında da aynı durum söz konusu
olabilir.
Belirtiler laktoz içeren besinleri aldıktan sonra kısa
sürede ortaya çıkar. Eğer barsaklarda laktaz aktivitesi
yoksa ya da düşükse laktoz sindirilemez. Sindirilemeyen
laktoz osmotik dengeyi bozarak barsak içinde sıvı ve
elektrolit dengesizliğine neden olur. Barsaklarda
hareketlilik artar, ishal ortaya çıkar. Parçalanmadan kalın
barsaklara ulaşan laktoz buradaki bakteriler tarafından
fermentasyona uğrar. Fermantasyon sonucu ortaya hidrojen gazı
çıkar. Ortaya çıkan gazlar ishali arttırır, gaz ve şişkinlik
oluşumuna neden olurlar.
Laktozun uzaklaştırıldığı veya bir kısmının bakteriler
tarafından parçalandığı yoğurt ve peynir genellikle iyi
tolore edilir.
Sütü kaynatmak gibi proteini bağlayan işlemler veya yağ
içeriğinin düşük olduğu diet sütlerin kullanılması laktoz
intolarensını engellemez çünkü sütün laktoz içeriği sabit
kalmaktadır. Pastörize yoğurt, kültür edilmiş süt (tereyağ),
tatlı veya fermente olmamış sütlerden de laktoz intoleransı
gelişebilir.
Laktozca zengin gıdaların başında süt, peynir, yoğurt
yer alır. Ancak yoğurt içindeki bakterilerin laktozu
parçalaması nedeniyle diğer süt ürünlerine oranla daha az
probleme neden olur.
Laktoz intoleransının teşhisi genelde klinik bulgular
ile konur. Bunun için en basit yöntem birkaç gün süreyle
laktoz içeren besinlerden uzak durulmasıdır. Daha sonra bir
miktar süt verildiğinde belirtiler tekrar görülüyorsa laktoz
intoleransı var demektir. Süt ürünlerinin kesilmesi ile
belirtiler kısa sürede kaybolur.
Soru : Kedimin Toxoplasma adlı paraziti almasını nasıl önleyebilirim?
Cevap :
Kedinizi asla çiğ ve az pişmiş et ile beslemeyiniz. Kuru ya
da konserve gıdalar hastalık oluşturan parazit etkenini
içinde barındırmazlar. Bu nedenle kedinizi kuru mama ya da
konserve mamalarla beslemelisiniz. Kedinizin herhangi enfekte
maddeyi veya canlıyı yemesine engel olmak istiyorsanız onu
sokağa bırakmamalısınız. Avlanmasına engel olmalısınız.
Soru :
Hamileliğim döneminde kedimden uzak mı durmalıyım?
Cevap : Eğer
sağlıklı bir kediye sahipseniz herşey yolunda
demektir. Önlem olarak kedinizi sevdikten sonra
ellerinizi iyi yıkamanız, kum kabını mutlaka eldivenle
temizlemeniz ve dışkıları kum kabında bir günden fazla
bırakmamanız gerekmektedir.
Soru : KEDİ VE KÖPEĞİMİN OBEZ OLUP
OLMADIĞINI NASIL ANLAYABİLİRİM?

Cevap:
Obezite kedi ve köpeğinizin ideal
kilosundan en az %20
fazla olması şeklinde ifade edilebilir. Kedi ve
köpeğinizinnizin ideal kilosunu saptamak insanlarda
olduğu gibi kolay değildir.
Kedi ve köpek ırkları arasındaki yapısal
farklılıklar, insanlardaki gibi
"Vücut-Kitle
İndeksi" hesaplanmasına izin vermemektedir. Bir
Tekir, bir Siyam kedisinden daha ağırdır. Ya da bir Danua
bir Pincher'dan...
Bu sebeple, onlardaki obezite " Vücut Kondisyon Skoru" kullanılarak saptanabilir (Body Condition Score = BCS ). BCS genellikle 1 den 9 a rakamlarla derecelendirilir. 5 ideal ve 9 obez anlamına gelmektedir.
Bu durumda kedinizin şişman olup
olmadığını nasıl anlayabilirsiniz? Hafifçe yanlarından
tuttuğunuzda kaburgalarını hissedebiliyor musunuz? Az
bir yağlanma normal sayılabilir. Köpeğinize yukarıdan
baktığınızda belini görebiliyor musunuz? Evet, kedi ve
köpekler mutlaka bir bele sahip olmalıdır ...
Soru : OBEZİTE'NİN NEDEN OLDUĞU HASTALIKLAR NELERDİR?
Cevap:
Obezitenin sebep olduğu
bir çok ciddi hastalık vardır;
-
Diabetes mellitus (şeker hastalığı)
-
Hepatic lipidosis (karaciğer hastalığı)
-
Artrit,kalça çıkığı,omurlarda disk problemleri(fıtık) ya da ligament yırtılmaları gibi hareketlerde güçlük yaratabilecek diğer iskelet problemleri
-
İdrar yolları hastalıkları ('sistit')
-
Solunum güçlüğü (akciğer hastalıkları)
-
Kalp yetmezliği
-
Böbrek hastalıkları
-
Anestezi riskinde artış
-
Ameliyat komplikasyonları riskinde artış
-
Kabızlık ,aşırı gaz ve pancreas hastalıklarını içeren sindirim sistemi problemleri
-
Sıcaklığa karşı hassasiyet
-
Deri hastalıkları,Tüy problemleri
-
Enfeksiyonlara karşı direncin azalması(Özellikle viral hastalıklara)
-
Egzersize karşı hassasiyet (egzersiz intoleransı)
-
Ağrı nedeniyle hassasiyet ve sinirlilik hali,huzursuzluk
Soru: Kedi ve Köpeğimin kilosunu koruyabilmek için ne yapmalıyım?
Cevap: Aşırı kilo , vücudun ihtiyacından daha fazla kalorinin alınması sonucu oluşur. Eğer kedi veya köpeğiniz kısırlaştırılmış ise daha az kalori harcayacaktır. Çok aktif bir kedi-köpeğiniz varsa çok fazla kaloriye ihtiyacı var demektir. Aksi halde verilen fazla kalori vücutta yağ olarak depolanacaktır. Bir çoğumuzun kedisi evde yaşar ve zamanın çoğunu evde uyuyarak geçirir. Eğer kediniz enerjisini kendisini sıcak tutmak için harcamıyorsa ve avlanmaya ihtiyacı yoksa, az miktarda kedi maması ihtiyacını karşılayacaktır. Köpeğiniz de daha az egzersiz yapıyor ve daha az oyunlar oynuyorsa, avlanmak sadece bir hayalden ibaretse onun da fazla gıdaya ihtiyacı yok demektir.
Kedi ve köpeğinize verdiğiniz mamanın miktarına dikkat edin. Unutmayın ki birkaç kiloluk bir kedinin ve sizden oldukça küçük olan köpeğinizin sadece az miktarda ve belirli gramajda mamaya ihtiyacı bulunmaktadır. Ona sevginizi göstermek için ödül yiyecekleri ve ekstra yemek vermek yerine, vaktinizi onunla harcayın ve oyunlar oynayın ona ilgisini çekecek oyuncaklar alın.
Soru: Fazla Kiloların verilmesi için ne yapmalıyım?
Eğer kedi-köpeğiniz aşırı kiloluysa yani standartların bir hayli üzerindeyse mutlaka onu veteriner hekiminize muayeneye götürün. Aşırı kilonun altında yatan sebep bir rahatsızlığa bağlı olabilir ve bilinçsizce uygulanacak diet ve hızlı kilo verme onun sağlığını tehlikeye sokabilir. Gıdası kesilen obez kediler karaciğer yağlanması (Fatty Liver Syndrome) ile karşı karşıya kalırlar ve bu hastalık ölümcül olabilir. Kilo verme kademeli olmalıdır ve sağlıklı bir diyet ile bol egzersizden oluşmalıdır. Köpeğinizin ırkının standartlarına uyması için ondan çok sizin çaba harcamanız gerekecek. Ona uygun düşük kalorili bir diyet seçimini veteriner hekiminizin kontrolü altında gerçekleştirmelisiniz. Günlük alması gereken mama miktarı ve kalori onun standart kilosuna göre belirlenmeli ve kademeli olarak kilo verdirebilmelisiniz.
Çoğu kedi ileri derecede obez değildir. Fazla kiloların sebebi genellikle düzensiz beslenme ve hareket eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Aşağıdaki küçük ipuçları onun olması gerektiği kiloya ve kaliteli yaşam standartlarına kavuşmasını sağlayacaktır.
-
Sadece veteriner kliniklerinde satılan kaliteli yemlerden kullanın. Ucuz mamaların içeriği kaliteli değildir ve fazla miktarda katkı içerir. Dolayısıyla bio yararlığı yüksek değildir, kediniz mamanın çoğunu sindiremeden dışkı olarak atacaktır.
-
Mamayı belirli öğünler halinde verin. Kediler ve köpekler tıpkı insanlardaki gibi sıkıntıdan dolayı da yemek yerler. Mama paketinin üzerindeki ölçülere uyun ve günde 2-3 öğün olarak paylaştırın. Asla ölçüyü aşmayın.
-
Kedinizi kuru yerine yaş mama ile besleyin kuru mamada daha fazla karbonhidrat bulunur ve içeriğinde yeterli derecede su bulunmaz. Yaş mamaların kedinizin daha çabuk doymasını sağlar ve vücut tarafında daha rahat kullanılır. Yaş mama kullanırken dikkat etmeniz gereken bir başka konu da kedinizin ağız ve diş sağlığıdır. Yaş mama hızla tartara neden olabilir!
-
En azında normal kilosuna dönene kadar ödül yiyeceklerinden sakının.
-
Onunla değişik oyunlar oynayın. Unutmayın ki onun doğasında avlanma, alan koruma, kışın sıcak ve yazın serin kalabilme, eş bulma ve üreme vardır. Onlar için hareketli ve otomatik oyuncaklar edinin. Onu kovalayın ve onun da sizi kovalamasına izin verin. Kedinize bir kedi ağacı alıp oyuncaklarını üzerine asın ve ilgilenmesi sağlayın. Ağacın üst noktasına biraz çim ve kediotu koyun ve hareket edip oraya ulaşması için teşvik edin.
Verilen kiloların korunması
Kedi veya köpeğiniz fazla kilolarını verdiğinde ve zorlanmadan hareket etmeğe başladığında sakın rehavete kapılmayın ve uyguladığınız programı devam ettirin. Fazla mama vermeyin. Kedinizi hareket etmeye teşvik edin. Unutmayın ki sizin bilinçli davranmanız onun ömrünü ve hayat kalitesini artıracaktır.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Soru: Kedim her yere idrarını yapıyor? Ne yapmalıyım?
Cevap : Kediler, tuvalet
kabı konusunda tahmin ettiğinizden seçici
olabilirler. Eğer yavru bir kediniz varsa tuvalet kabı
alışkanlığı edinmesi kolay olacaktır. Tuvaleti için
seçtiğiniz kumu ve kum kabını uygun bir yere koymanız
yeterlidir. Kum kabı yemek kabından uzakta
olmalıdır. İçine girdiğinde rahatsız edilmeyeceğini
bildiği bir yer onun için en uygun yer olacaktır.
Kediler bir kere kullanmaya başladıktan sonra tuvalet
kabı kullanmayı reddetmezler.
Kedi tutarlı bir şekilde
aynı tuvalet kabını
kullanıyorken, ansızın tuvalet ihtiyacını gidermek için
başka yerlere yönelirse, örneğin tuvaletini yapmak için
küvetinizi ya da lavabonuzu ya da saksılarınızı tercih
etmeye başladıysa bir sorun var demektir. Bu durum daima
psikolojik problemleri akla getirir. Ama asıl akla
gelmesi gereken daha önemli bir durum vardır ki bu da
kedinizin idrar yolu problemi yaşıyor olabileceği
gerçeğidir.
FUS (Feline Urologic Syndrome) adı verilen alt üriner sistem hastalığı gözden kaçırıldığında tehlikeli olabilir. İdrar yollarındaki tıkanıklık, olası kristaller (kum-taş) ve enfeksiyon acil tedaviyi gerektirir. Bu durum idrar yapmada güçlük, ağrılı işeme, idrarda kan, iştahsızlık, halsizlik ve benzeri belirtilerle size kendini gösterir ve acil müdahaleyi gerektirir. Böyle bir durumla karşı karşıya olduğunuzu düşündüğünüzde hiç vakit kaybetmeden veteriner hekiminizle irtibata geçmelisiniz.
Tuvalet kabı dışına idrar ya da dışkı yapma aynı zamanda psikolojik bir sorun olduğunu da gösteriyor olabilir. Bu durumda kedinizin ve sizin hayatınızdaki değişiklikleri ve kediyi etkileyebilecek olayları tek tek gözden geçirmelisiniz. Hatırlamaya çalışın. Son günlerde evde ne gibi değişiklikler oldu? Yeni bir kedi almış olabilir misiniz? Ya da bir köpek, bir kuş? Eve gelen yatılı bir misafir bile kedinin strese girmesine neden olabilir. Belki de komşularınızdan biri köpek sahibi olmuştur ve siz daha bunu fark edemeden kediniz bu durumu hissetmiş ve huzursuzlanmaya başlamıştır.
Kedinizin tuvalet kabı aynı bile olsa, bir farklılık olabilir mi? Örneğin, kabı temizlemek için kullandığınız temizlik malzemesi; Markasını mı değiştirdiniz? Ya da bu sefer ekstra parfümlü olanı mı denediniz? Kumun markasında bir değişiklik mi yaptınız ? Topaklaşan, kristal ya da suyu çeken iri taneli kum tercihinizde değişiklik yapmak istediniz ama bu değişiklik kedinizin pek de hoşuna gitmedi. Belki de komşunuz bir pet (yeni bir kedi, köpek, bir papağan..vb) satın aldı ve kediniz bu durumdan nefret etti. Tüm bu sebepler kedide anlaşılmaz değişikliklere neden olabilir. Kediler değişikliklerden hiç hoşlanmazlar .Evinize aldığınız yeni bir mobilya bile onun huzursuz olması için bir neden oluşturabilir. Bu konuda biraz daha hassas davranmanız gerekebilir.
Kedinin tuvalet kabının bulunduğu yere dikkat edin. Son zamanlarda çevresinden çok sık geçiliyor olabilir. Kediniz mahremiyetine biraz saygı göstermenizi istiyor olabilir! Çevresinde olup bitenlerle fazla ilgili bir kedi, alıştığı düzenin değişmesinden huzursuz olur.
Kedi, devamlı olarak kullandığı tuvalet kabını bırakıp, özellikle bir köşeyi seçmiş ve tuvalet ihtiyacını hep bu köşede gideriyorsa, sorun kesinlikle tuvalet kabıdır. Tuvalet kabını veya kumunu değiştirin ve kedinizin seçtiği bu yere koyup onun rahat etmesini sağlayın.Tuvalet kabı ya da kumu ile yaşanan sorunlar kedinizde sindirim problemleri ve kabızlık gibi zor durumlara neden olabilir. Onun inadını kırmaya çalışmak yerine istediğini kısa zamanda yerine getirirseniz o da siz de daha mutlu olursunuz.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Soru : KEDİLER HEP DÖRT AYAK ÜSTÜNE Mİ DÜŞERLER?

Cevap : Kedilerin toplum arasındaki yaygın
kanıya karşın her zaman dört ayakları üzerine
düşmedikleri, 6-8 metre veya daha yüksekten
düşmenin, kediler için de ölümcül olduğu bildirildi.
Uludağ Üniversitesi (UÜ) Veteriner Fakültesi İç
Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nilüfer
Aytuğ, kedilerin kuşları ve kelebekleri kovalamayı
çok sevdiğini, yere güvenli şekilde ineceklerinden
de emin oldukları için çok yükseklere bile çıkmaktan
çekinmediklerini söyledi.
Aytuğ, diğer canlılara oranla oldukça çevik yapıya
sahip kedilerin, toplum arasına yaygın olan kanının
aksine, her zaman dört ayaklarının üzerine
düşmediklerini belirterek, "Kediler belli
yüksekliklerden düştüklerinde hakikaten dört
ayakları üzerine düşüyorlar. Yükseklik dendiğinde de
2 katlı binanın yüksekliğini kastediyoruz. 6-8 metre
veya daha yüksekten düştüklerinde yaralanmalar
oluyor, kırıklar şekilleniyor, hatta ölümcül
sonlarla karşılaşılabiliyor" dedi.
Yüksek Apartmanlar Riskli
Kedilerin özel iskelet yapıları sayesinde havada çok
süratli bir şekilde pozisyon değiştirebildiklerini,
iç kulakta bulunan sıvı sayesinde de dengelerini
kolayca sağlayabildiklerini ifade eden Aytuğ,
şunları kaydetti:
"Bu refleksleri yaklaşık 3-4 haftalıkken gelişiyor.
2 aylık bir kedi ikinci kattan düştüğünde dört ayak
üstüne düşer hale geliyor. Ama kediler, daha
yüksekten düşmeleri halinde yine vücutlarına doğru
pozisyonu vermeye çalışıyorlar, fakat yere
indiklerinde bacaklarına binen basınç kırıkların
oluşmasına neden oluyor. Günümüzde kediler
apartmanlarda besleniyor. Bu nedenle yüksekten düşme
tehlikesiyle karşı karşıya kalıyorlar."
Kediler yüksekten düşünce bir şey olmadığının
sanıldığına dikkati çeken Aytuğ, şöyle devam etti:
"Bazen yüksekten düştüğünde sanki kedide bir şey
yokmuş gibi algılanıyor. Ama, iç kanama geçiriyor
olabilirler.
Düşmenin etkisiyle diyaframları veya karaciğerleri
yırtılıyor. Aniden ölebiliyorlar. Bu yüzden mümkün
olduğu kadar düşmemeleri için gayret sarf edilmeli.
Evlerin camları kapalı tutulmalı, açık olduğunda da
sineklik takılmalı."
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Soru :
KEDİLERİN GÖZLERİ KARANLIKTA NİÇİN PARLAR?

Cevap : Kedinin gözleri karanlıkta parlar ; diğer nokturnal (geceleri aktif olan) hayvanlar gibi kedilerin gözlerinde " tapetum lucidum " olarak adlandırılan bir tabaka bulunur. Bu tabaka ışığı bir ayna gibi yansıtır ve kedilerin gözleri karanlıkta bu nedenle parlar. Tapetum lucidum, retina'nın gerisinde yer almaktadır, guanine maddesinin özel parlak hücrelerinin onbeş tabakasının oluşturduğu özel hücreler topluluğudur.
Işık retinadan geçerken "tapetum lucidum" absorbe edilmeyen ışığı yansıtır. Tapetum lucidumun ışığı yansıtması, retinanın ekstra ışık almasını sağlar, bu da kedinin gece görüşüne yardım eder. Tapetum lucidum'un diğer bir etkisi de, ışığın belli bir açıdan kedinin gözüne çarptığı zaman, kedinin gözlerinin az ışıkta bile parlamasına neden olmasıdır.
Bir kedinin gözü genellikle altın sarısı ya da yeşil renkte parıldar. Siyam' ların gözleri ise diğer kedilerden farklı olarak parlak kırmızı (yakut renginde) parıldar.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Soru :
HANGİ
KÖPEK IRKLARI ÇOK TEHLİKELİDİR?
Cevap : 1979 ve 1989 yılları arasındaki on yıllık süre içerisinde köpek saldırılarının istatistikleri aşağıda belirtilmiştir. İnsanlara karşı ölümcül saldırıların büyük bölümünden sorumlu olan köpek ırkları şunlardır:
|
Irk |
Bilinen Ölümcül Saldırılar |
|
Pit bull |
37 |
|
German shepherd |
9 |
|
Husky |
7 |
|
Malamute |
6 |
|
Doberman pinscher |
5 |
|
Rottweiler |
5 |
|
Great Dane |
4 |
|
St. Bernard |
4 |
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Soru :
Kedi ve Köpeklerden İnsanlara Bulaşan Parazitler
Ve Oluşturdukları Hastalıklar Nelerdir?
Cevap:
* Ancylostoma caninum
Dipyllidiasis * Dipyllidium caninum
Echinococcosis(Kist Hidatik) * Echinococus granulosus
Diroflariasis * Diroflaria
Toxoplasmosis * Toxoplasma gondii
Cryptosporidiosis * Cryptosporidium spp.
Giardiasis * Giardia spp.


