Sık Sorulan Sorular

  1. Petim kötü bir ağız kokusuna sahip. Bunun nedeni ne olabilir?

  2. Poliüri/polidipsi (Çok su içme/çok idrar yapma)

  3. Köpeğime tuvalet eğitimi nasıl verebilirim?

  4. Petimle seyahat etmek istiyorum, bu mümkün mü?

  5. Pet kabul eden oteller hangileridir?

  6. Kedi veya Köpeğimi kısırlaştırmalımıyım? Kısırlaştırmanın sonuçları nelerdir?

  7. Köpeğimin vücut kokusunun nedeni nedir, bu kokudan nasıl kurtulabilirim?

  8. Köpeğimin kulağındaki akıntının ve kokunun nedeni ne olabilir?Nasıl önlenebilir?

  9. Catnip(Kedi otu) nedir ve Kediler  catnip’ten neden hoşlanırlar?

  10. İnsanların Duyamadığımız sesleri onlar nasıl duyarlar?

  11. Obezite ne kadar tehlikeli olabilir? Kedim/köpeğim şişman, bu durum tehlikeli mi?

  12. Hangi kuşlar uçamazlar? Her kuş uçabilir mi?

  13. Süt ve süt ürünleri ishal yapar mı?

  14. Kedimin Toxoplasma adlı paraziti almasını nasıl önleyebilirim?

  15. Hamileliğim döneminde kedimden uzak mı durmalıyım?

  16. Kedi/Köpeğimin obez olup olmadığını nasıl anlarım?

  17. Obezitenin sebep olduğu hastalıklar nelerdir?

  18. Kedim her yere idrarını yapıyor? Ne yapmalıyım?

  19. Kediler hep dört ayak üstüne mi düşerler?

  20. Kedilerin gözleri karanlıkta niçin parlar?

  21. Hangi köpek ırkları tehlikelidir?

  22. Kedi ve Köpeklerden İnsanlara Bulaşan Parazitler Ve Oluşturdukları Hastalıklar Nelerdir?

  23. Kırım-Kongo Hastalığı

  24. Steroidler (kortizonlar) uygulanan aşının etkisini azaltırlar mı?

  25. Pet'lerde aşılamaya ne zaman başlamalıyız?

  26. Kedilerde kanserin belirtileri nelerdir?

  27. Pet'inizin artan ürinasyon-idrar yapma sıklığı hangi hastalıkları işaret eder? Tehlikeli midir?

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Soru:  Pet’ im kötü bir ağız kokusuna sahip. Bunun nedeni ne olabilir?

Cevap:  Kötü kokan nefes, tıbbi terim kullanırsak eğer “'halitosis” olarak adlandırılmaktadır. Halitosis  pet sahiplerinin çok sık rastlanan bir şikayetidir. Halitosis oluşumunun en çok rastlanan sebeplerinden biri dental problemlerdir. Bakteri, salya, ve gıda partikülleri plak formunu alabilir. Oluşan bu plak kötü kokunun asıl sebebi olabilir. Bunun yanısıra  gingivitis (diş eti yangısı), ya da daha kötüsü, periodontal hastalıklar gelişmiş olabilir, bu kötü istenmeyen kokunun sebebi sadece ağız ve diş sağlığının bozulması olmayabilir. Altında başka hastalıklar da yatıyor olabilir.

Dental problemlere ek olarak, kötü nefesin nedenleri şu hastalıklar olabilir

  • Diabetes Mellitus (Şeker Hastalığı)

  • Böbrek hastalıkları

  • Gastrointestinal hastalıklar, örn: kanserler, tıkanmalar (obstrüksiyonlar), ve belirli enfeksiyonlar

  • Ağız ve çevresinin enfeksiyonları, örn: dudak kenarlarındaki deri kıvrımlarının enfeksiyonu

  • Solunum yolları hastalıkları , örn: bazı sinus enfeksiyonları (sinüzit)

  • Dietsel " boşboğazlık " örn: dışkı yeme problemi  ya da  çöp ve bozuk gıda yeme

  • Diğer oral hastalıklar, örn: tonsillitis, kanser, travma, ve bazı otoimmun hastalıklar

Ağzı kokan her kedi ve köpek veteriner hekim tarafindan muayene edilmelidir. Ağız kokusunun sebebinin yediği birşeyden dolayi olduğunu biliyorsanız, o durumda endişelenmenize gerek yok ama aksi halde mutlaka hekim kontrolüne ihtiyacınız var demektir.

Ağız kokusu, derhal tedavi edilmezse, ciddi hatta ölümcül komplikasyon yapabilecek bir sebepten kaynaklanıyor olabilir.

Başa Dön

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Soru:  Köpeğime tuvalet eğitimi nasıl verebilirim?

Cevap:  Köpekler doğal olarak temiz hayvanlar olup, uyudukları alanları isteyerek pisletmezler. Bildikleri yerlere rutin bir şekilde işemekten hoşlanırlar. Bir köpek sahibi olarak bu yerlerin (evde önce gazete kağıdı, daha sonra çimenler ve su giderleri) nereleri olacağına siz karar verebilirsiniz. Köpek dışkıları nahoş ve sağlık açısından da küçük de olsa riskli oldukları için köpeğinizin dışkılarını arkasından toplamalısınız.

Bir köpeğin bağırsaklarını ve idrar torbasını boşaltma isteği genelde yedikten, içtikten, oynadıktan ve uyandıktan sonraki zamanlarda gelir. Yavru köpekler birkaç saatte bir kendilerini rahatlatmak durumundadır, o nedenle bir köpeğin ev eğitimi olana dek birkaç kaza olması çok muhtemeldir.

Yavru köpeğinizin bağırsaklarını veya sidik torbasını boşaltmadan önce vereceği tek sinyal yeri koklamak olacaktır. Bazı yavru köpekler koklamanın yanı sıra aynı yerlerde hızlı hızlı dolaşırlar, etraflarında dönerek kaka yapacak yeri size bildirebilirler. Bu durumda yavru köpeğinizi uygun bir yere koyabilmek için sadece birkaç saniyeniz olacaktır.

Köpeğinizi çabucak tutup gazete kağıdı üzerine koyun. Gazete kağıdı hem ucuz, hem kolay bulunabilir, hem de emicidir. Kirlenmiş gazete kağıdından bir parçayı daha sonra köpeğinize kendi kokusunu anımsaması ve aynı yere tekrar yapmasını cesaretlendirmek için saklayın.

Gazete kağıdının üzerine yaptığında yavru köpeğinizi överek sevin. İstemediğiniz bir yere yaptığında cezalandırmayın, burnunu pisliğe sokmayın. Her iki hareket de anlamsız olup, yavru köpeğinizin sizden korkmasını sağlamaktan başka bir işe yaramayacaktır.

Kaza ile yapılanları koku yok eden dezenfektanlar ile temizleyin, ancak amonyak içeren ürünler kesinlikle kullanmayınız, çünkü yavru köpeğiniz amonyak kokusunu kendi çişiyle karıştırabilir. Bu güzel kokulu amonyaklı ürünler köpeğiniz için her yer tuvalet çağrışımı yapabilir.Minik köpeğiniz , " Ooo ne güzel her yer çiş kokuyor o halde istediğim yere yapmamda bir sakınca yok" diye düşünebilir.

Köpeğinizi evde tuvalet ihtiyacını giderirken yakaladığınızda asla onu korkutacak  tarzda bağırmayınız. Burada köpeği korkutup ona vereceğiniz mesaj sizin önünüzde yapmaması olacaktır ki bu da köpek tarafından daha ileri götürülüp dışarıda bile sizin önünüzde yapmama şekline dönüşebilir.Dışarıda yapmasını istieseniz bile farkında olmadan ona yasak koyarak buna engel olmuş olacaksınız.

Bunun yanında dışkı yapmanın korkulacak bi davranış olduğunu, ya da sizi üzdüğünü ve ya eğer cezalandırdıysanız sonunun ceza olacağı çağrışımını yaptığı için dışkıyı alel acele ortadan kaldırma gereği duyabilir. Sizi üzmemek, korkutmamak, heyecanlandırmamak ya da cezalandırılmamak için dışkısını yiyerek yok etmeye baçlayabilir. Bu durum geriye dönmesi çok güç olan dışkı yeme (kaprofaji) olayına neden olabilir.
 Köpeğiniz istenmeyen bir yere dışkı yapmışsa asla onu yakalayıp burnunu kendi pisliğine sürtmeyiniz. Bu davranışınız ona hiç olumlu bir mesaj vermeyecektir. Köpeğinizin dışkısını  zorla yemeye itmiş olacak ve bilmeden böyle bir alışkanlığı başlatmış olacaksınız (dışkı yeme-kaprofaji). Sizin önünüzde dışkı yapmaması gerektiğine şartlanacak ve dışkısını daima sizden gizlemeye çalışacaktır. Bu durum ileride dışkı yeme davranış bozukluğuyla karşı karşıya kalmanıza sebep olabilir.
Yaşadığı yerde (kutu içerisinde, kafesinde, v.b.)  kendi yaptığı dışkı ya da idrarı ile kalmak zorunda bırakmayınız. Kafesini yaşadığı alanı daima temiz tutmaya çalışmalısınız. Köpeğiniz " Yuvasını Temiz Tutmak " adına  yine dışkısını yok etmeye çalışabilir ve bu durum da yine dışkı yeme problemi ile karşı karşıya kalabilirsiniz.

Başa Dön

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Soru:  Pet’imle seyahat etmek istiyorum, bu mümkün mü?

Cevap:  Köpeğiniz ve/veya kedinizle seyahat çok eğlenceli olabilir, ancak tatil  planlanınızı ona göre yapmanızda fayda var. Özel aracınızla seyahat edecekseniz, arabanızda onun ihtiyacı olan herşeyin olmasını sağlamalısınız. Geniş bir arka koltuk,ya da özel ayrılmış bir bölüm onun rahat etmesi için önemlidir. Eğer kafes içinde seyahat edecekse kafesinin büyük ve rahat olmasına dikkat etmelisiniz. Birkaç saatte bir mola vermeli ve daima temiz ve taze su temin etmelisiniz. Köpeğinizin/kedinizin hareket etmesini, su içmesini ve rahatlamasını sağlamalısınız. Güneşli veya sıcak havalarda onu arabada kesinlikle bırakmamalısınız. Köpekler ve kediler vücut sıcaklıklarını kontrol etmekte zayıftırlar ve ölümcül sıcak çarpmasıyla insanlardan daha kolay ve daha hızlı karşı karşıya kalırlar.
Yurtdışı ve uçak seyahatleri için kullanacağınız havayolu şirketinin sizden istediği kafes ölçülerine mutlaka uymalısınız. Kabinde ya da kargo bölümünde yolculuk için köpeğinizin vücut ağırlığı standartlarını şirket yetkililerinden öğrenebilirsiniz. Ayrıca micro chip uygulamasının yapılmış olması ve kuduz titrasyon testlerinin raporlarının alınmış olması  yurtdışı çıkışlarınız için oldukça önemli kriterlerdendir. Bu konuda en detaylı ve açıklayıcı bilgiyi Pet Care Veteriner Kliniği'ni arayarak bizlerden alabilirsiniz.

Avrupa'ya seyahat için; 1 Ekim 2004 tarihinden itibaren Avrupa Topluluğu ülkelerine girecek tüm hayvanların kuduz aşılarının yapılmış olması , deri altına mikroçip  yerleştirilmesi, kuduz aşısı yapıldıktan en erken 1 ay sonra Kuduz Aşısı titre testi yapılmış olması gerekmektedir. Bu titre testi  seyahatten  3 ay önce yapılmalıdır. Test sonuçları ve uygun form Tarım ve Köy işleri Bakanlığı  İl Müdürlüğü' ne seyahatinizden 1 gün önce onaylatılmalıdır. Mikroçip uygulaması  ve kuduz titrasyon tesleri kliniğimizde verilen hizmetlerdendir. Daha detaylı bilgi ve randevu almak için Lütfen iletişime geçiniz.

Soru: Pet kabul eden oteller hangileridir?

Cevap: Türkiye'de petinizle kalabileceğiniz otellerden bazıları şunlardır:

Pet Kabul Eden Oteller  

Adres

Telefon

Bilgi 

Naturland Country

Kemer / Antalya

(0312) 447 62 33

Günlük ücretlendirme yapılıyor ve otelde özel bir bölümde barındırılıyor.

Voyage Selfe Beache

Side Manavgat / Antalya

(0242) 748 72 80

 

Asos Eden Gardens

Ayvacık / Çanakkale

(0286) 764 02 90

 

Sirene Golf Resort

Belek / Antalya

(0242) 725 48 42

Önceden rezervasyon ile bildirildiği taktirde 5 kg a kadar kabul ediyor.

Safir (Saphir) Otel

Konaklı / Alanya

(0242 565 22 25)

5 kg kadar pet kabul ediyor.

Artemisia Hotel

Ölüdeniz Fethiye / Muğla

(0252) 616 73 68

 

Asos Terrace Motel

Ayvacık / Çanakkale

(0286) 764 02 85

 

Club Admira

Gümbet Bodrum / Muğla

(0252) 316 49 90

 

Club Ilıca Hotel

Çeşme/ İzmir

(0232) 723 21 83

 

Hotel Club Phellos

Kaş / Antalya

(0242) 836 19 53

 

Hotel Delfi

Bodrum / Muğla

(0252) 316 40 85

 

Kalamar Hotel

Kalkan / Antalya

(0242) 844 31 90

 

Loryma Resort

Marmaris / Muğla

(0252) 476 72 20

 

Myra Motel

Marmaris / Muğla

(0252) 284 38 90

 

Martı Resort Deluxe Hotel

Marmaris / Muğla

(0252) 455 34 40

Sadece 5 kg kadar petler 15 euro ücret karşılığı kabul ediliyor.

Petro Club Holiday Village

Side / Antalya

(0242) 763 66 00

Günlük 5 euro ücret alınıyor.

Venezia Palace Deluxe Resort

Kundu köyü Aksu / Antalya

(0242) 431 22 09

Petler için özel hazırlanmış bir bölümde tüm petler barındırılabiliyor.

Başa Dön

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Soru: Kedi veya Köpeğimi kısırlaştırmalımıyım? Kısırlaştırmanın sonuçları nelerdir?

Cevap:  Kısırlaştırma operasyonundan yani "Ovariohysterectomie" den sonra  kedi yada köpeklerde  herhangi bir davranış değişikliği gözlenmemiştir. Vücuttaki östrojen ya da testesteron varlığındaki azalma nedeniyle cinsel aktiviteye ayrılan enerji artık vücutta birikeceği için ve hareketlilik azalacağı için kedi ya da köpeğiniz obeziteye yatkın olabilir. Harcanan enerji miktarındaki azalmayla doğru orantılı olarak alınan enerji (gıda) miktarında da azalma yapmalısınız ki şişmanlama ile karşı karşıya kalmayınız. Aşırı yağlanma ve kilo alma ile bağlantılı olarak bir çok rahatsızlık söz konusu olabilir. En sık karşımıza çıkan rahatsızlıklar; idrar yolları (FUS ve kristaller) ve metabolik rahatsızlıklardır. Bu hastalıkların kısırlaştırmayla birebir bağlantısı yoktur, obezite ile bağlantısı vardır.

Kısırlaştırma operasyonunun engellenebilir bu dezavantajlarının yanısıra  yadsınamaz avantajları vardır.

- İlk kızgınlıktan önce yapılan kısırlaştırma operasyonlarının kanser riskini azalttığı ispatlanmıştır. Uterus kanseri, meme tümörleri, uterus yangısı (pyometra), prostat kanseri, prostat hiperplasisi..vb kısırlaştırma sonucu riski en aza indirilen hastalıklardır. Kısırlaştırma ile meme kanserlerinden ve "PYOMETRA" adı verilen rahmin enfeksiyonundan korunma sağlanır ki her iki durumda dişi bir köpek ve kedi için öldürücü olabilir. Erkek köpeklerin kısırlaştırılması ise prostat ve testiküler hastalıkların ve kanserin riskini azaltır.

 - Erkek köpeklerin kısırlaştırma sonrası daha az agresif olduğu da bildirilmiştir.

- Erkek kediler daha az kavga ederler. Sonuçta kavga ile yakalanabileceği bir çok hastalıktan da korunmuş olurlar (KUDUZ, Kedi AIDS'i ve LÖSEMİSİ (FeLV-FIV) gibi)

"Kısırlaştırmadan önce pet’imin bir kez kızgınlığa girmesi ya da bir kez doğurması çok daha sağlıklı."

Yanlış! Petinizin kızgınlık göstermesi meme, rahim ve yumurtalık kanseri riskini artıracaktır. Dişi kedi-köpeklerin kısırlaştırılması bu enfeksiyonları elimine eder ve kanser riskinin azalmasını sağlar. Erkek kedi-köpek kısırlaştırılması da erkeklerde kanser riskini azaltır..

"Pet’imin karakteri değişecek."

Doğru! Karakteri değişecek ama iyi yönde! Kısırlaştırma petinizdeki agresyonu, çoğalma isteğini, çevresel sebeplerden kaynaklanan düzensiz içgüdülerinin gelişimini engeller. Kaçmaya meyili azaltır. Erkeklerin yetişkinlikten önce kısırlaştırmaları bölgesini spreylemesini engeller.

"Pet’im şişman ve tembel olacak."

Yanlış, Yanlış, Yanlış! Hata,hata,hata!!! Dişi ya da erkek kısırlaştırma kilo alımına neden olmaz...Kilo alımının asıl sebebi çok fazla gıda ve çok az egzersizdir.Tıpkı insanlarda olduğu gibi onların metabolizmaları da yaşları ile bağlantılı olarak yavaşlar.. Bu nedenle diyetleri bunu karşılayacak şekilde düzenlenmelidir.

"Kısırlaştırma doğal değil.'"

Yanlış! Günümüzde evcil (domestik) kediler ve köpekler vahşi atalarından oldukça farklılaşmışlardır ve hiçbir şekilde “doğal”hayatı yaşayamamaktadırlar. Vahşi yaşamda olduğu gibi türlerini devam ettirebilmek için üremeye ihtiyaçları yoktur, onlar zaten oldukça fazla üremişlerdir. Soylarının tükenmesi söz konusu bile değildir.!

"Köpeğim/kedim kendini erkek/dişi gibi hissetmeyecek."

Yanlış! Bu duygu sadece insana özgüdür. Hayvanlarda içgüdü ve hormonlar egemendir, psikoloji değil!!!. 


 

Başa Dön




---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Soru:  Köpeğimin vücut kokusunun nedeni nedir, bu kokudan nasıl kurtulabilirim?

Cevap: Bu kokunun bir çok nedeni olabilir;

*Köpeğinizin vücut kokusu sizin onu ne kadar sıklıkla ve ne ile yıkadığınıza bağlı olabilir.

Köpekler yılda 3-4 kez yıkanırlar.Çok sık ve vücut pH' ına uygun olmayan şampuan veya sabunlarla yıkıyorsanız eğer onun cildindeki koruyucu tabakaya zarar vererek bir çok mikroorganizmanın ve mantar–maya ajanlarının derisine zarar vermesine neden olabilirsiniz. Bu da kokuya neden olabilir.

* Köpeğinizin vücut kokusu köpeğinizi hangi gıda ile beslediğinize bağlı olabilir.

Eğer köpeğiniz ev yemeği ve yemek artıklarıyla besleniyorsa ihtiyacı olan bir çok vitamin, mineral ve aminoasitlerden faydalanamıyor demektir. Dengelenememiş karbonhidrat ve protein oranları köpeğinizin sağlıksız bir deri ve tüy yapısına sahip olmasına neden olacaktır. Ortamın mikroflorası ve pH' ı değiştiğinde deride bakteriler, mayalar ve mantarlar üreyebilir ve bunlar da koku yapabilir. Yüzeysel ya da derin deri hastalıkları köpeğinizdeki kokunun ana nedenidir. Kulaklar ve parmak araları da sıklıkla etkilenen bölgelerdir.

*Deri yağ üretiminin değişmesiyle karakterize olan "Seborrhea" koku nedenidir. Seborrhea (sebore) yağlı ve kuru tarzda olabilir. Omega 3-6 yetersizliği ve bazı vitamin eksiklikleri bu durumun ciddiyetinde artışa neden olabilir.

* Köpeğinizin vücut kokusu hijyen eksikliği ve yetersiz bakım nedeniyle olabilir.

Hijyen eksikliği ve yetersiz bakım birçok  deri hastalığının ana nedeni olabilir. Mantar, maya, parazit ve bakteri kökenli deri hastalıkları kötü hijyen sonucu deriyi hastalandırıp kokuya neden olabilir.

Günlük temizlik ve bakımını mutlaka yapmalısınız. Güneş ışığından yeterince yararlanmasını sağlamanız da son derece önemlidir.

Eksiksiz bir fiziksel muayene teşhisi kolaylaştıracaktır. Beslenmede kaliteli profesyonel mamalar ve uygun bir şampuan sorununuzun çözümüne yardımcı olacaktır. Vitamin, mineral ve omega 3-6 katkıları tedaviye yardımcı olabilecek ürünlerdir. Lütfen; en kısa zamanda veteriner hekiminiz ile görüşün. Köpeğinizin deri, tüy, kulaklar ve parmak aralarından yayılan o ağır ve tahammül edilmesi zor olan kokusu konusunda çaresizliğe kapılmadan ilk fırsatta önlem almalısınız.

Başa Dön

 

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Soru: Köpeğimin kulağındaki akıntının ve kokunun nedeni ne olabilir?Nasıl önlenebilir?

Cevap: Kulaklardan gelen kötü kokunun ve akıntının nedenleri farklı olabilir.Bu durumun ortak adı ise "Otitis externa" olarak tanımlanır. Dış kulak kanalının yangısı olarak ifade edilen bu hastalık durumu kulaklardan kötü kokulu akıntının gelmesine neden olur. Bu kötü koku ve akıntının ana kaynağı bakteri, maya, mantar ya da parazit olabilir. Yaz aylarında sıklıkla karşılaşılan pisi pisi otlarının kulak kanalına girmesi ile bölgenin enfekte olması da otitis externa için geçerli bir sebeptir. Köpeğinizin denize veya banyoya girme sıklığı ve kulağın nemli kalması ya da kulak içine su kaçması da hem bakterilerin hem maya ve mantar hücrelerinin hızla üremesine neden olacaktır. Sıcak ve nemli ortam bu ve benzeri organizmaların üremesi için mükemmel bir ortam oluşturmaktadır. Düşük kulaklı köpekler ve kulak kanalı derin olan köpekler kronik enfeksiyonlara daha yatkındırlar (Cocker, German shepherd, Beagle, Golden Retriever..vb). Banyo yaptırılırken kanala su kaçırılmaması son derece önemlidir. Banyo sonrası kulak yeterince kurulanmalı ve en ufak bir akıntı ya da kaşıntı gözlendiğinde derhal Veteriner Hekiminizin muayene etmesi için hekiminizi ziyaret etmelisiniz.
 

Başa Dön

 

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------


 

Soru : CATNIP-KEDI OTU NEDIR ve Kediler  catnip’ten neden hoşlanırlar?

Cevap:

Catnip (Nepeta cataria), ayrıca catmint (kedi  nanesi) ya da catnep olarak da bilinir, nane (Labiatae) familyasından olan bu ot dayanıklı ve uzun ömürlü bir bitkidir (tüm yıl canlılığını korur). Kedi (Felidae) familyasındaki  tüm türler için oldukça çekici   bir bitkidir. Dağ aslanları, vaşaklar, kaplanlar, aslanlar, ve evcilleştirilmiş kediler bu otun üstünde yuvarlanırlar, yüzlerini sürterler, patilerini sürerler, ve küçük bir catnip parçasının üstünde dans ederler.

Kediler tahminen catnip' in güçlü kokusuna tepki gösterirler. Catnip yapraklarının yağı "trans-neptalactone” olarak adlandırılan  bir kimyasal içerir ve kokusu dişi kedinin idrarındaki bir maddenin kokusuna benzer.

Başa Dön

 

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Soru : Duyamadığımız sesleri onlar nasıl duyarlar?

           İnsanın duyamadığı ıslık sesini  bir köpek ya da kedi nasıl duyabilir?

Cevap:  Bir köpeğin işitme duyusu son derece gelişmiştir. Bir insan 100 yard uzaktan duyabilirken ,bir köpek 440 yard (402 metre) uzaktan duyabilir (1yard = 0,9144 metre). Üstelik, köpekler ve kediler ultrasonik sesleri duyma konusunda da yeteneklidirler. Bu sesler insanların duyabileceği seslerin çok ötesindedir.  İnsanın duyabildiği en yüksek frekans saniyede 20 kHz 'dir. Ancak köpeklerde bu miktar 35 kHz, kedilerde ise 65 kHz' dir.

İnsanların duyabildiği en düşük ses erişim hızı 20 Hz(hertz) ile  en yüksek ses erişim hızı 20 kHz(kilo hertz) sınırları arasındadır.

Bu sınır kedilerde 48 Hz ile 85 kHz ve köpeklerde 67 Hz ile 45 kHz arasındadır.

Başa Dön

 

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Soru : Obezite ne kadar tehlikeli olabilir? Kedim/köpeğim şişman, bu durum tehlikeli mi?

Kısa Cevap: EVET.

Uzun Cevap: Obezitenin sebep olduğu bir çok ciddi hastalık vardır;

  • Diabetes mellitus (şeker hastalığı)

  • Hepatic lipidosis (karaciğer hastalığı)

  • Artrit, kalça çıkığı, omurlarda disk problemleri (fıtık) ya da ligament yırtılmaları gibi hareketlerde güçlük yaratabilecek diğer iskelet  problemleri

  • İdrar yolları hastalıkları ('sistit')

  • Solunum güçlüğü (akciğer hastalıkları)

  • Kalp yetmezliği

  • Böbrek hastalıkları

  • Anestezi riskinde artış

  • Ameliyat komplikasyonları riskinde artış

  • Kabızlık, aşırı gaz ve pankreas hastalıklarını içeren sindirim sistemi problemleri

  • Sıcaklığa karşı hassasiyet

  • Deri hastalıkları,Tüy problemleri

  • Enfeksiyonlara karşı direncin azalması (Özellikle viral hastalıklara)

  • Egzersize karşı hassasiyet (egzersiz intoleransı)

  • Ağrı nedeniyle hassasiyet ve sinirlilik hali, huzursuzluk

    Başa Dön

     

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Soru : Hangi kuşlar uçamazlar? Her kuş uçabilir mi?

Cevap: Hayır, birkaç uçamayan kuş türü mevcuttur. Penguenler ve deve kuşları en iyi bilinen uçamayan kuşlardır. Deve kuşları emu' ları , kiwi' leri, ostriche' leri, rhea' ları ve cassowarie' leri alt grup olarak içerirler. Bu kuş türlerinin tamamı "deve kuşu" olarak isimlendirilirler.

Tüm uçamayan kuşlar, milyonlarca yıl evvel uçma yeteneklerini kaybetmelerine rağmen hala bir çift kanat sahibidirler. Birçok uçamayan kuş (örneğin, büyük auk) okyanus adalarında yırtıcı hayvanlardan uzakta tecrit edilmiş yaşantılarını sürdürmüşlerdir. O zamanlardan beri yırtıcı hayvanlardan kaçmak için uçmak zorunda kalmamışlar ve yavaş yavaş kanatlarının özelliğini kaybetmişlerdir.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
 
 
 

 

Soru : SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ İSHAL YAPAR MI?

Cevap : Kedi ve köpek sahiplerinin sıklıkla aklına gelen bir sorudur. Acaba kedime süt verebilir miyim? Sütü sulandırarak vermemde bir sakınca var mı? Acaba içine şeker eklesem yine de ishale neden olur mu???
    "Laktoz intoleransı" olarak bilinen ve genellikle kedi ve köpeklerde  üç aylık olduklarında inek sütüne  ve içerisindeki laktoza karşı gelişen bir reaksiyondur. İnek sütünün baskın şekeri olan laktozun yeteri kadar sindirilememesinden kaynaklanan bir durumdur. Bu yetersizlik laktaz enziminin eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Laktaz enzimi normalde ince bağırsak hücreleri tarafından üretilir. 

    Kedi ve köpeklerde "Laktoz intoleransı" süt veya süt ürünlerinin sindirilememesi olarak tanımlanabilen bir sindirim sistemi problemidir. Oluşmasında en büyük etken  laktaz enziminin eksikliğidir. Bunun yanında aşırı süt tüketimi ve diette yapılan ani değişimler de etkin bir rol oynamaktadır.

    Genel olarak semptomlar; mide bulantısı, kramplar, dolgunluk, şişkinlik, gaz, ishaldir. İshal şekillenmesi ile karakterize olan laktoz intoleransı özellikle sütten kesilme dönemindeki kedi ve köpek yavrularında sık karşılaşılan bir durumdur. Anne sütünden sonra alınan bu yeni protein allerji ve laktoz intoleransı sebebi olabilir.

    Laktoz, glukoz ile galaktozdan oluşan disakkarid türü bir şekerdir. Süt şekeri olarak bilinen laktoz sindirim sisteminde laktaz enzimi aracılığı ile parçalanarak sindirilebilir hale gelir. Laktaz enziminin yetersizliği durumunda laktoz sindirilemez ve "laktoz intoleransı" denilen durum ortaya çıkar.

    İnek veya koyun sütündeki % 4,8-5,8 laktoz oranı ile kıyaslandığında köpek sütü sadece % 3,3 kedi sütü ise % 4,9 laktoz içerir. Bu nedenle kedi ve köpek yavrularında inek veya koyun sütü şiddetli ishale neden olabilir. 

    Bazı sindirim sistemi hastalıkları barsak mukozasının  yapısını bozarak sekunder laktaz eksikliğine neden olabilir. Örneğin ince bağırsak ülseri enzim üretimini azaltabilir. Akut gasroenteritis, giardiasis ya da ascariasis gibi parazit hastalıklarında da aynı durum söz konusu olabilir.

    Belirtiler laktoz içeren besinleri aldıktan sonra kısa sürede ortaya çıkar. Eğer barsaklarda laktaz aktivitesi yoksa ya da düşükse laktoz sindirilemez. Sindirilemeyen laktoz osmotik dengeyi bozarak barsak içinde sıvı ve elektrolit dengesizliğine neden olur. Barsaklarda hareketlilik artar, ishal ortaya çıkar. Parçalanmadan  kalın barsaklara ulaşan laktoz buradaki bakteriler tarafından fermentasyona uğrar. Fermantasyon sonucu ortaya hidrojen gazı çıkar. Ortaya çıkan gazlar ishali arttırır, gaz ve şişkinlik oluşumuna neden olurlar.  

    Laktozun uzaklaştırıldığı veya bir kısmının bakteriler tarafından parçalandığı yoğurt ve peynir genellikle iyi tolore edilir. 

    Sütü kaynatmak gibi proteini bağlayan işlemler veya yağ içeriğinin düşük olduğu diet sütlerin kullanılması laktoz intolarensını engellemez çünkü sütün laktoz içeriği sabit kalmaktadır. Pastörize yoğurt, kültür edilmiş süt (tereyağ), tatlı veya fermente olmamış sütlerden de laktoz intoleransı gelişebilir.

    Laktozca zengin gıdaların başında süt, peynir, yoğurt yer alır. Ancak yoğurt içindeki bakterilerin laktozu parçalaması nedeniyle diğer süt ürünlerine oranla daha az probleme neden olur.

    Laktoz intoleransının teşhisi genelde klinik bulgular ile konur. Bunun için en basit yöntem birkaç gün süreyle laktoz içeren besinlerden uzak durulmasıdır. Daha sonra bir miktar süt verildiğinde belirtiler tekrar görülüyorsa laktoz intoleransı var demektir. Süt ürünlerinin kesilmesi ile belirtiler kısa sürede kaybolur.

Başa Dön


 

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
 

Soru : Kedimin Toxoplasma adlı paraziti almasını nasıl önleyebilirim?

Cevap : Kedinizi asla çiğ ve az pişmiş et ile beslemeyiniz. Kuru ya da konserve gıdalar hastalık oluşturan parazit etkenini içinde barındırmazlar. Bu nedenle kedinizi kuru mama ya da konserve mamalarla beslemelisiniz. Kedinizin herhangi enfekte maddeyi veya canlıyı yemesine engel olmak istiyorsanız onu sokağa bırakmamalısınız. Avlanmasına engel olmalısınız.

 

Başa Dön

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
 

Soru : Hamileliğim döneminde kedimden uzak mı durmalıyım?

 

Cevap : Eğer sağlıklı bir kediye sahipseniz herşey yolunda demektir. Önlem olarak kedinizi sevdikten sonra ellerinizi iyi yıkamanız, kum kabını mutlaka eldivenle temizlemeniz ve dışkıları kum kabında bir günden fazla bırakmamanız gerekmektedir.
 
 

Başa Dön

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------



Soru : KEDİ VE KÖPEĞİMİN OBEZ OLUP OLMADIĞINI NASIL ANLAYABİLİRİM?

Cevap:

Obezite kedi ve köpeğinizin  ideal kilosundan en az %20 fazla olması şeklinde ifade edilebilir. Kedi ve köpeğinizinnizin ideal kilosunu saptamak insanlarda olduğu gibi kolay değildir.

Kedi ve köpek ırkları arasındaki yapısal farklılıklar, insanlardaki gibi "Vücut-Kitle İndeksi" hesaplanmasına izin vermemektedir. Bir  Tekir, bir Siyam kedisinden daha ağırdır. Ya da bir Danua bir Pincher'dan...

Bu sebeple, onlardaki obezite  " Vücut Kondisyon Skoru"  kullanılarak saptanabilir (Body Condition Score = BCS ). BCS genellikle 1 den 9 a rakamlarla derecelendirilir. 5 ideal ve 9 obez anlamına gelmektedir.


Bu durumda kedinizin şişman olup olmadığını nasıl anlayabilirsiniz? Hafifçe yanlarından tuttuğunuzda kaburgalarını hissedebiliyor musunuz? Az bir yağlanma normal sayılabilir. Köpeğinize  yukarıdan baktığınızda belini görebiliyor musunuz? Evet, kedi ve köpekler mutlaka bir bele sahip olmalıdır ...

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
 

Soru : OBEZİTE'NİN NEDEN OLDUĞU HASTALIKLAR NELERDİR?

Cevap: Obezitenin sebep olduğu bir çok ciddi hastalık vardır;

  • Diabetes mellitus (şeker hastalığı)

  • Hepatic lipidosis (karaciğer hastalığı)

  • Artrit,kalça çıkığı,omurlarda disk problemleri(fıtık) ya da ligament yırtılmaları gibi hareketlerde güçlük yaratabilecek diğer iskelet  problemleri

  • İdrar yolları hastalıkları ('sistit')

  • Solunum güçlüğü (akciğer hastalıkları)

  • Kalp yetmezliği

  • Böbrek hastalıkları

  • Anestezi riskinde artış

  • Ameliyat komplikasyonları riskinde artış

  • Kabızlık ,aşırı gaz ve pancreas hastalıklarını içeren sindirim sistemi problemleri

  • Sıcaklığa karşı hassasiyet

  • Deri hastalıkları,Tüy problemleri

  • Enfeksiyonlara karşı direncin azalması(Özellikle viral hastalıklara)

  • Egzersize karşı hassasiyet (egzersiz intoleransı)

  • Ağrı nedeniyle hassasiyet ve sinirlilik hali,huzursuzluk

Soru: Kedi ve Köpeğimin kilosunu koruyabilmek için ne yapmalıyım?

Cevap: Aşırı kilo , vücudun ihtiyacından daha fazla kalorinin alınması sonucu oluşur. Eğer kedi veya köpeğiniz kısırlaştırılmış ise daha az kalori harcayacaktır. Çok aktif bir kedi-köpeğiniz varsa çok fazla kaloriye ihtiyacı var demektir. Aksi halde verilen fazla kalori vücutta yağ olarak depolanacaktır. Bir çoğumuzun kedisi evde yaşar ve zamanın çoğunu evde uyuyarak geçirir. Eğer kediniz enerjisini kendisini sıcak tutmak için harcamıyorsa ve avlanmaya ihtiyacı yoksa, az miktarda kedi maması ihtiyacını karşılayacaktır. Köpeğiniz de daha az egzersiz yapıyor ve daha az oyunlar oynuyorsa, avlanmak sadece bir hayalden ibaretse onun da fazla gıdaya ihtiyacı yok demektir.

Kedi ve köpeğinize verdiğiniz mamanın miktarına dikkat edin. Unutmayın ki birkaç kiloluk bir kedinin ve sizden oldukça küçük olan köpeğinizin sadece az miktarda ve belirli gramajda mamaya ihtiyacı bulunmaktadır.  Ona sevginizi göstermek için ödül yiyecekleri ve ekstra yemek vermek yerine, vaktinizi onunla harcayın ve oyunlar oynayın ona ilgisini çekecek oyuncaklar alın.

Soru: Fazla Kiloların verilmesi için ne yapmalıyım?

Eğer kedi-köpeğiniz aşırı kiloluysa yani standartların bir hayli üzerindeyse mutlaka onu veteriner hekiminize muayeneye götürün. Aşırı kilonun altında yatan sebep bir rahatsızlığa bağlı olabilir ve bilinçsizce uygulanacak diet ve hızlı kilo verme onun sağlığını tehlikeye sokabilir. Gıdası kesilen obez kediler karaciğer yağlanması (Fatty Liver Syndrome) ile karşı karşıya kalırlar ve bu hastalık ölümcül olabilir. Kilo verme kademeli olmalıdır ve sağlıklı bir diyet ile bol egzersizden oluşmalıdır. Köpeğinizin ırkının standartlarına uyması için ondan çok sizin çaba harcamanız gerekecek. Ona uygun düşük kalorili bir diyet seçimini veteriner hekiminizin kontrolü altında gerçekleştirmelisiniz. Günlük alması gereken mama miktarı ve kalori onun standart kilosuna göre belirlenmeli ve kademeli olarak kilo verdirebilmelisiniz.

Çoğu kedi ileri derecede obez değildir. Fazla kiloların sebebi genellikle düzensiz beslenme ve hareket eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Aşağıdaki küçük ipuçları onun olması gerektiği kiloya ve kaliteli yaşam standartlarına kavuşmasını sağlayacaktır.

  • Sadece veteriner kliniklerinde satılan kaliteli yemlerden kullanın. Ucuz mamaların içeriği kaliteli değildir ve fazla miktarda katkı içerir. Dolayısıyla bio yararlığı yüksek değildir, kediniz mamanın çoğunu sindiremeden dışkı olarak atacaktır.
  • Mamayı belirli öğünler halinde verin. Kediler ve köpekler tıpkı insanlardaki gibi sıkıntıdan dolayı da yemek yerler. Mama paketinin üzerindeki ölçülere uyun ve günde 2-3 öğün olarak paylaştırın. Asla ölçüyü aşmayın.
  • Kedinizi kuru yerine yaş mama ile besleyin kuru mamada daha fazla karbonhidrat bulunur ve içeriğinde yeterli derecede su bulunmaz. Yaş mamaların kedinizin daha çabuk doymasını sağlar ve vücut tarafında daha rahat kullanılır. Yaş mama kullanırken dikkat etmeniz gereken bir başka konu da kedinizin ağız ve diş sağlığıdır. Yaş mama hızla tartara neden olabilir!
  • En azında normal kilosuna dönene kadar ödül yiyeceklerinden sakının.
  • Onunla değişik oyunlar oynayın. Unutmayın ki onun doğasında avlanma, alan koruma, kışın sıcak ve yazın serin kalabilme, eş bulma ve üreme vardır. Onlar için hareketli ve otomatik oyuncaklar edinin. Onu kovalayın ve onun da sizi kovalamasına izin verin. Kedinize bir kedi ağacı alıp oyuncaklarını üzerine asın ve ilgilenmesi sağlayın. Ağacın üst noktasına biraz çim ve kediotu koyun ve hareket edip oraya ulaşması için teşvik edin.

Verilen kiloların korunması

Kedi veya köpeğiniz fazla kilolarını verdiğinde ve zorlanmadan hareket etmeğe başladığında sakın rehavete kapılmayın ve uyguladığınız programı devam ettirin. Fazla mama vermeyin. Kedinizi hareket etmeye teşvik edin. Unutmayın ki sizin bilinçli davranmanız onun ömrünü ve hayat kalitesini artıracaktır.

Başa Dön


---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Soru: Kedim her yere idrarını yapıyor? Ne yapmalıyım?

             
Cevap : Kediler, tuvalet kabı konusunda tahmin ettiğinizden  seçici olabilirler. Eğer yavru bir kediniz varsa tuvalet kabı alışkanlığı edinmesi kolay olacaktır. Tuvaleti için seçtiğiniz kumu ve kum kabını uygun bir yere koymanız yeterlidir. Kum kabı yemek kabından uzakta olmalıdır. İçine girdiğinde rahatsız edilmeyeceğini bildiği bir yer onun için en uygun yer olacaktır. Kediler bir kere kullanmaya başladıktan sonra tuvalet  kabı kullanmayı reddetmezler.

              Kedi tutarlı bir şekilde aynı tuvalet kabını   kullanıyorken, ansızın tuvalet ihtiyacını gidermek için başka yerlere yönelirse, örneğin tuvaletini yapmak için küvetinizi ya da lavabonuzu ya da saksılarınızı tercih etmeye başladıysa bir sorun var demektir. Bu durum daima psikolojik problemleri akla getirir. Ama asıl akla gelmesi gereken daha önemli bir durum vardır ki bu da kedinizin idrar yolu problemi yaşıyor olabileceği gerçeğidir.
 

             FUS (Feline Urologic Syndrome) adı verilen alt üriner sistem hastalığı gözden kaçırıldığında tehlikeli olabilir. İdrar yollarındaki tıkanıklık, olası kristaller (kum-taş) ve enfeksiyon acil tedaviyi gerektirir. Bu durum idrar yapmada güçlük, ağrılı işeme, idrarda kan, iştahsızlık, halsizlik ve benzeri belirtilerle size kendini gösterir ve acil müdahaleyi gerektirir. Böyle bir durumla karşı karşıya olduğunuzu düşündüğünüzde hiç vakit kaybetmeden veteriner hekiminizle irtibata geçmelisiniz.

            Tuvalet kabı dışına idrar ya da dışkı yapma aynı zamanda psikolojik bir sorun olduğunu da gösteriyor olabilir. Bu durumda kedinizin ve sizin hayatınızdaki değişiklikleri ve kediyi etkileyebilecek olayları tek tek gözden geçirmelisiniz. Hatırlamaya çalışın. Son günlerde evde ne gibi değişiklikler oldu? Yeni bir kedi almış olabilir misiniz? Ya da bir köpek, bir kuş? Eve gelen yatılı bir  misafir bile kedinin strese girmesine neden olabilir. Belki de komşularınızdan biri köpek sahibi olmuştur ve siz daha bunu fark edemeden kediniz bu durumu hissetmiş ve huzursuzlanmaya başlamıştır.

           Kedinizin tuvalet kabı aynı bile olsa, bir farklılık olabilir mi? Örneğin, kabı temizlemek için kullandığınız temizlik malzemesi; Markasını mı değiştirdiniz? Ya da bu sefer ekstra parfümlü olanı mı denediniz? Kumun markasında bir değişiklik mi yaptınız ? Topaklaşan, kristal ya da suyu çeken iri taneli kum tercihinizde değişiklik yapmak istediniz ama bu değişiklik kedinizin pek de hoşuna gitmedi. Belki de komşunuz bir pet (yeni bir kedi, köpek, bir papağan..vb) satın aldı ve kediniz bu durumdan nefret etti. Tüm bu sebepler kedide anlaşılmaz değişikliklere neden olabilir. Kediler değişikliklerden hiç hoşlanmazlar .Evinize aldığınız yeni bir mobilya bile onun huzursuz olması için bir neden oluşturabilir. Bu konuda biraz daha hassas davranmanız gerekebilir.

            Kedinin tuvalet kabının bulunduğu yere dikkat edin. Son zamanlarda çevresinden çok sık geçiliyor olabilir. Kediniz mahremiyetine biraz saygı göstermenizi istiyor olabilir! Çevresinde olup bitenlerle fazla ilgili bir kedi, alıştığı düzenin değişmesinden huzursuz olur.

            Kedi, devamlı olarak kullandığı tuvalet kabını bırakıp, özellikle bir köşeyi seçmiş ve tuvalet ihtiyacını hep bu köşede gideriyorsa, sorun kesinlikle tuvalet kabıdır. Tuvalet kabını veya kumunu değiştirin ve kedinizin seçtiği bu yere koyup onun rahat etmesini sağlayın.Tuvalet kabı ya da kumu ile yaşanan sorunlar kedinizde sindirim problemleri ve kabızlık gibi zor durumlara neden olabilir. Onun inadını kırmaya çalışmak yerine istediğini kısa zamanda yerine getirirseniz o da siz de daha mutlu olursunuz.

Başa Dön

 

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Soru : KEDİLER HEP DÖRT AYAK ÜSTÜNE Mİ DÜŞERLER?

Cevap : Kedilerin toplum arasındaki yaygın kanıya karşın her zaman dört ayakları üzerine düşmedikleri, 6-8 metre veya daha yüksekten düşmenin, kediler için de ölümcül olduğu bildirildi.

Uludağ Üniversitesi (UÜ) Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nilüfer Aytuğ, kedilerin kuşları ve kelebekleri kovalamayı çok sevdiğini, yere güvenli şekilde ineceklerinden de emin oldukları için çok yükseklere bile çıkmaktan çekinmediklerini söyledi.

Aytuğ, diğer canlılara oranla oldukça çevik yapıya sahip kedilerin, toplum arasına yaygın olan kanının aksine, her zaman dört ayaklarının üzerine düşmediklerini belirterek, "Kediler belli yüksekliklerden düştüklerinde hakikaten dört ayakları üzerine düşüyorlar. Yükseklik dendiğinde de 2 katlı binanın yüksekliğini kastediyoruz. 6-8 metre veya daha yüksekten düştüklerinde yaralanmalar oluyor, kırıklar şekilleniyor, hatta ölümcül sonlarla karşılaşılabiliyor" dedi.

Yüksek Apartmanlar Riskli

Kedilerin özel iskelet yapıları sayesinde havada çok süratli bir şekilde pozisyon değiştirebildiklerini, iç kulakta bulunan sıvı sayesinde de dengelerini kolayca sağlayabildiklerini ifade eden Aytuğ, şunları kaydetti:

"Bu refleksleri yaklaşık 3-4 haftalıkken gelişiyor. 2 aylık bir kedi ikinci kattan düştüğünde dört ayak üstüne düşer hale geliyor. Ama kediler, daha yüksekten düşmeleri halinde yine vücutlarına doğru pozisyonu vermeye çalışıyorlar, fakat yere indiklerinde bacaklarına binen basınç kırıkların oluşmasına neden oluyor. Günümüzde kediler apartmanlarda besleniyor. Bu nedenle yüksekten düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyorlar."

Kediler yüksekten düşünce bir şey olmadığının sanıldığına dikkati çeken Aytuğ, şöyle devam etti:

"Bazen yüksekten düştüğünde sanki kedide bir şey yokmuş gibi algılanıyor. Ama, iç kanama geçiriyor olabilirler.

Düşmenin etkisiyle diyaframları veya karaciğerleri yırtılıyor. Aniden ölebiliyorlar. Bu yüzden mümkün olduğu kadar düşmemeleri için gayret sarf edilmeli. Evlerin camları kapalı tutulmalı, açık olduğunda da sineklik takılmalı."
 

Başa Dön

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Soru : KEDİLERİN GÖZLERİ KARANLIKTA NİÇİN PARLAR?

Cevap : Kedinin gözleri karanlıkta parlar ; diğer nokturnal (geceleri aktif olan) hayvanlar gibi kedilerin gözlerinde " tapetum lucidum " olarak adlandırılan bir tabaka bulunur. Bu tabaka ışığı bir ayna gibi yansıtır ve kedilerin gözleri karanlıkta bu nedenle parlar. Tapetum lucidum, retina'nın gerisinde yer almaktadır, guanine maddesinin özel parlak hücrelerinin onbeş tabakasının oluşturduğu özel hücreler topluluğudur.

Işık retinadan geçerken  "tapetum lucidum"  absorbe edilmeyen ışığı yansıtır. Tapetum lucidumun ışığı yansıtması, retinanın ekstra ışık almasını sağlar, bu da kedinin gece görüşüne yardım eder. Tapetum lucidum'un diğer bir etkisi de, ışığın belli bir açıdan kedinin gözüne çarptığı zaman, kedinin gözlerinin az ışıkta bile parlamasına neden olmasıdır.

Bir kedinin gözü genellikle altın sarısı ya da yeşil renkte parıldar. Siyam' ların gözleri ise diğer kedilerden farklı olarak parlak kırmızı (yakut renginde) parıldar.

Başa Dön



---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Soru : HANGİ KÖPEK IRKLARI ÇOK TEHLİKELİDİR?

Cevap : 1979 ve 1989 yılları arasındaki on yıllık süre içerisinde köpek saldırılarının istatistikleri aşağıda belirtilmiştir. İnsanlara karşı  ölümcül saldırıların büyük bölümünden sorumlu olan köpek ırkları şunlardır:

Irk

Bilinen Ölümcül Saldırılar

Pit bull

37

German shepherd

9

Husky

7

Malamute

6

Doberman pinscher

5

Rottweiler

5

Great Dane

4

St. Bernard

4

 

Başa Dön


---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Soru : Kedi ve Köpeklerden İnsanlara Bulaşan Parazitler Ve Oluşturdukları Hastalıklar Nelerdir?

Cevap:

       Hastalık İsmi                                        Hastalık Yapan Zoonoz Parazit İsmi
 
Visseral ve Ocular Larva Migrans                     * Toxocara canis-Toxocara cati
Cutaneous Larva Migrans                               * Ancylostoma braziliense-caninum
Dipyllidiasis                                                 * Dipyllidium caninum
Echinococcosis(Kist Hidatik)                           * Echinococus granulosus
Diroflariasis                                                 * Diroflaria
Toxoplasmosis                                             * Toxoplasma gondii
Cryptosporidiosis                                          * Cryptosporidium spp.
Giardiasis                                                    * Giardia spp.

Başa Dön

Soru    :Poliüri/polidipsi (Çok su içme/çok idrar yapma)

Cevap:Bu belirtiler aşağıda göreceğiniz birçok hastalığın göstergesi olabilir. Lütfen veteriner hekiminize danışınız.

Fizyolojik

Egzersiz

Yüksek çevre sıcaklığı

Diyet

Tuz alımının artması

Çok düşük protein diyet

Elektrolit dengesizliği

Hiperkalsemi

Hipokalsemi

Hipernatremi

Endokrine hastalıkları

Akromegali

Diabetes mellitus* (Şeker Hastalığı)

Diabetes insipidus (Şekersiz Diyabet)

• Sentral (Merkezi)

• Nefrojenik(Böbreğe bağlı)

Hyperadrenocorticism* (Cushing Hastalığı)

Hyperthyroidism* (Kedide)

Hypoadrenocorticism (Köpekte)

Insulinoma (Pankreas tümörü)

Phaeochromocytoma Böbrek üstü bezi tümörü)

Primer hyperaldosteronism

Primer hyperparathyroidism

 

Hepatobilier(Karaciğer-safra) hastalıklar, e.g.

Hepatic neoplazi*

Hepatitis/cholangiohepatitis*

Enfeksiyöz hastalıklar,

Toksemi,

• Pyometra

Diğer

ADH reseptörlerinin doğmasal yokluğu

Hipotalamik hastalıklar

Pericardial efüzyon

Polycythaemia

Psikojenik

Neoplasia*

Renal bozukluklar

Akut renal yetmezlik*

Kronik renal yetmezlik*

Glomerulonephritis

Üretral tıkanma sonrası

Primer renal glycosuria

Pyelonephritis

Renal medullary washout

İlaçlar/toksinler

Aminophylline

Kortikosteroidler

Delmadinone acetate

Diüretikler

Ethylene glycol

Indomethacin

Lithium

NPK(Nitrojen-fosfor-potasyum) gübreleri

Paraquat

Phenobarbitone

Potasium bromide

Primidone

Proligestone

Terfenadine

Theophylline

Vitamin D rodenticidleri

Not: Poliüri ve polidipsi birlikte değerlendirilir, bir kaç istisnai durum hariç biri diğerine daima liderlik eder. Bunlar istisna durmlar ; tıkanmalı alt üriner kanal hastalığı ya da oliguric renal yetersizlik ile karşı karşıya olunan durumda gelişen polidipsiyi içerir ve çok su alımıyla ilgisi olmayan poliüri gelişir.Bu durumda dehidrasyon da hızla gelişecektir. Genellikle pratikte bu senaryoların hiçbiriyle karşılaşmayız.

Referanslar:

Garrett, L. D. (2003) Insulinomas: A review and what’s new. Proceedings, ACVIM,2003.

Lunn, K. F. (2005) Avoiding the water deprivation test. Proceedings, ACVIM,2005.

Tobias, et al. (2002) Pericardial disorders: 87 cases of pericardial effusion in dogs

(January 1, 1999 to December 31, 2001). Proceedings, ACVIM, 2002.


Başa Dön

Soru   :Steroidler (kortizonlar) uygulanan aşının etkisini azaltırlar mı?
 
Cevap:Kısa etkili ve  düşük dozda uygulanan glukokortikoidler (örneğin;   prednisone) bir aşılamanın etkinliğini muhtemelen etkilemeyecektir. Çok yüksek dozda glukokortikoid ve immunsupresan (bağışıklık sistemini baskılayan ilaçları) kullanan hayvanlarda ise aşılamaya karşı yeterli immun yanıt gelişemeyecektir. Ayrıca aşılama sonrası beklenen  yan etkiler, istenmeyen etkilerin gelişme riski de artacaktır. Özellikle de modifiye edilmiş canlı aşı kullanılıyorsa...

 

Soru   :Pet'lerde aşılamaya ne zaman başlamalıyız?
 
Cevap:Genelde, kedi ve köpekler en erken altı -dokuz haftalık olduklarında rutin aşılama programına başlanabilmektedir. Bu hayvanlar erken aşılamadan yararlanabilmektedirler. Bazı hekimler köpekler 5 aylık olduklarında Parvovirus (kanlı ishal) aşısı ile aşılanmalarını tavsiye etmektedirler. Vaccinating puppies and kittens less than Kedi ve köpekler en erken 4-5 haftalık olduklarında özellikle modifiye canlı aşılarla aşılanabilmektedirler, fakat bu aşılar bir çok ciddi yan etkiye sebep olabilmektedir. En uygun aşılama yaşı parazit tedavisi görmüş kedi ve köpekler için 6 ila 8 haftadır.

 

 
 
Soru   :Kedilerde kanserin belirtileri nelerdir?
Cevap: Veterinary Cancer Society* ' e göre, Kanserin kedilerde ortaya çıkarttığı belirtilerden en önemli 10 tanesi aşağıda sıralanmıştır :
  1. Vücudun herhangi bir yerinde kalıcı,inatçı ya da gelişmeye-büyümeye devam eden anormal şişkinlikler.
  2. İyileşmeyen yaralar.
  3. Kilo kaybı.
  4. İştahta azalma.
  5. Vücut boşluklarından sızan akıntı ya da kanama.
  6. Kötü koku.
  7. Yemek yeme ya da yutkunmada güçlük.
  8. Egzersiz yapmada ,hareket etmede isteksizlik ya da direnç-güç kaybı.
  9. Kalıcı topallık ya da  kasılma
  10. Nefes alma, idrar yapma ve dışkılamada güçlük.

Bu belirtiler diğer birçok hastalıkta ortak olabilir ve ayırıcı tanı gerektirir. Bu nedenle kedinizde bu belirtiler mevcutsa kediniz mutlaka kanserdir anlamına gelmez. Yukarıdaki belirtileri gösteren her kedi mutlaka veteriner hekim tarafından muayene edilmelidir.

* Kaynak:  American Veterinary Medical Association
                http://www.vetcancersociety.org/
            
http://www.vetcancersociety.org/index.php?c=6

 

Başa Dön


Soru:Pet'inizin artan ürinasyon-idrar yapma sıklığı hangi hastalıkları işaret eder? Tehlikeli midir?
 
Cevap:A calico cat in her litter box
Kedi ve köpeklerin normalden fazla idrar yapmasının bir çok sebebi vardır. Bu duruma tıp dilinde'polyuria-poliüri.'denmektedir. Poliürinin ortak nedenleri aşağıda sıralanmıştır: 
  • Diabetes mellitus (Şeker hastalığı)
  • Cushing's Hastalığı (hyperadrenocorticism)
  • Pyometra (Uterus'un enfeksiyonu)
  • Hyperthyroidism (Troid'in aşırı çalışması)
  • Diabetes insipidus (Şekersiz Diyabet: Hipotalamus ve/veya hipofiz bezi'nin anormal çalışması )
  • Karaciğer Yetmezliği
  • Böbrek Yetmezliği ya da enfeksiyonu
  • Psikojenik polidipsi (kompülsif-bastırılması güç bir duygunun etkisiyle yapılan su alımı)
  • Addison's Hastalığı (hypoadrenocorticism=Adrenal bezin yani böbrek üstü bezinin yetersizliği)
  • Hiperkalsemi (kan kalsiyum oranının yüksek olması durumu)
  • Hipokalemi (Kan potasyum oranının düşük olması)
  • İlaçlar: Örn.,Diüretikler Lasix (furosemide),ya da  kortizonlar-glucocorticoidler, örn;  prednisone
  • Yüksek tuzlu diyet ile beslenme

Yukarıda belirtilen durumların ciddiyeti sebebiyle, normalden fazla idrar yapan ve/veya su içen kedi veya köpeğinizi en kısa sürede veteriner hekiminize göstermelisiniz.

Başa Dön