Zoonoz Hastalık Nedir?
.
Zoonoz hastalıklar hayvanlardan insanlara (zooantroponoz) ve insanlardan hayvanlara (antropozoonoz) bulaşabilen hastalıklardır. Zoonotik hastalıklar içerisinde bakteriyel, viral, fungal (mantar kaynaklı), riketsiyal (paraziter bir mikroorganizma türü) ve paraziter enfeksiyonlar yer almaktadır.
Bu konuya yaklaşırken hastalık yapan etkenin yaşam döngüsü esas alınmaktadır. Örneğin bazı parazitler için ara konakçı konumundaki  birey köpekken son konak insandır. Yani, parazitin yaşam amacı insana ulaşmak ve çoğalmaktır. İnsanın ya da bir salyangozun ara konak olarak rol oynadığı durumlar da geçerlidir.
Bakteri, virus, mantar veya riketsiya türlerinden mikroorganizmalar için durum farklıdır. Konakçı olarak seçtikleri canlılarda ürerler. Genellikle ara konakçıya ihtiyaç duymazlar. Tek ihtiyaçları bir organizmadan diğer organizmaya geçiş olanağı sağlayan ara yoludur. Bu geçiş yolları insanın hayvanla birlikte yaşamaya başlamasından çok önce mikroorganizmalar tarafından keşfedilmiştir. Zira sivrisinekler gibi eklem bacaklılar pek çok hastalığın bulaşmasında hem arakonakçı hem de vektör (taşıyıcı) olarak rol alırlar.
Ancak insan hayvan ilişkisi geliştikçe bu geçiş yollarında çeşitli dallanmaların olduğunu görmekteyiz. Örneğin evcil hayvan olarak evlerimize kabul ettiğimiz köpekler aracılığı ile bize bulaşabilen hastalıklar gibi. Medeniyetimizin gelişme sürecinde bu hastalıklarla mücadele zaman almış olsa da günümüzde bu zoonotik hastalıklara karşı pek çok önlemimiz bulunmaktadır. Bu önlemler içerisinde en başta hayvalarımızı bu hastalıklardan korumak gelmelidir.
Hayvanlarımızın bu hastalıklardan uzak durabilmesi Veteriner Hekimler tarafından düzenli uygulanan aşı ve parazit ilaçları çoğu zaman yeterli olmaktadır. Fakat hayvan sahiplerinin de bakım ve beslemede özen göstererek bu savunma hattında bir bütün oluşturmaları gerekmektedir.
Bu bölümde amacımız sizleri bu zoonotik hastalıklar hakkında bilgilendirmek, hayvanınızın ve sizin sağlığınızın korunmasına yardımcı olmaktır.
Zoonotik Hastalıklar
KİST HİDATİK
Kedi ve köpeklerdeki asıl etkeni “Echinococcus Granulosus” adındaki bir şerittir. Kist hastalığında enfekte köpekler , kist etkenini direkt dışkılarıyla veya tüylerine bulaşmış ekinekok yumurtalarıyla taşırlar ve bulaştırırlar. Kist hastalığıyla enfekte olmayan köpeklerin tüyleri potansiyel olarak hasta edici bir özellik taşımaz. İnsanların kist etkenini almaları son derece tehlikeli sonuçlara yol açar.
Köpek ve kedilerin bağırsaklarında yaşayan E.Granulosus ve E.multilocularis dışkı ile atılan halkalar içinde çevreye yumurtalarını yayarlar. Donma, soğuk v.b şartlara çok dayanıklı olan bu yumurtaları insanlar enfekte hayvanın tüylerini YUTARAK, dışkı ile bir şekilde teması olan sebze ve meyveleri yiyerek, enfekte bir çiftlik hayvanının etini iyi pişmemiş halde yiyerek (örneğin çiğ köfte) alırlar.
Yumurtalar içindeki larvalar, insanda beyin, karaciğer ve akciğer gibi organlara yerleşerek içi sıvı dolu kistler oluşturur. Bu kistler büyüklüklerine bağlı olarak yerleştikleri organlarda ciddi sağlık problemlerine yol açarlar. İlaçla tedavisi tam mümkün olmayan bu kistler sadece cerrahi olarak çıkarılabilirler. Vücut içerisinde bu balonumsu kistlerin patlaması allerjik reaksiyonlara ve ölümlere yola açabilmektedirler.
Korunmada; evcil hayvanınızın düzenli veteriner kontrolünden geçmesi ve anti paraziter ilaçlarının uygulanıyor olması yeterlidir. Kendinizi korumak adına, çiğ et ürünlerinden ve iyi yıkandığından emin olmadığınız sebze ve meyvelerden uzak durmanız faydalı olacaktır.
MİKROSPOROZİS (Ringworm)
Kedi ve köpeklerde mikrosporozis M. canis tarafından oluşturulur. Genellikle baş, gövde ve bacaklarda görülen mantar enfeksiyonuna neden olur. Hastalık bir hayvandan diğerine direkt veya indirekt temasla bulaşır. İnsanlar hastalığı genellikle kedi veya köpeklerden alırlar. Hastalığın asıl kaynağı kedilerdir. Genç ve vitamin noksanlığı olan hayvanlar enfeksiyona daha duyarlıdır. Hastalık daha çok kış aylarında yayılma eğilimi gösterir.
Hastalığın Belirtileri; Kedi, köpeklerde oluşan yaraların şekli ve yerleştiği yerler bakımından benzerlik gösterdiği gözlenir. Yaralar en çok yüz, kulak, yanaklar, dudaklar, boynun yan tarafları, göz civarında ve daha az olarak da kuyruk ve pençelerde rastlanır. Erken dönemde; deride oval veya yuvarlak kıl dökülmesi, arkasından kepeklenme ve kabuklanma meydana gelir. M. canis insanlarda da benzer lezyonlar oluşturur.
Teşhis;  Derideki lezyonların hasta sahibinde de bulunuyor olması teşhisi destekler. Ancak kesin tanı ancak deri örneği alınması ve laboratuvar muayene ile mümkündür.
Tedavi; Lütfen deri hastalıklarının tedavisinin uzun sürdüğünü unutmayınız. Mantar enfeksiyonları uzun süre tedavi gerektiriler. Reçete edilen ilaçlarının mutlaka düzenli (yaralar iyileştikten sonra dahi) ve belirtilen tedavi süresinin sonuna kadar kullanılması gerekmektedir.
. .
TOKSOPLAZMOZİS
Toksoplazmoz, Toxoplasma gondii protozoonu tarafından oluşturulan, ve hamile bayanlarda düşüğe neden olabilen önemli zoonotik hastalıklardan birisidir. Hastalık her zaman belirti göstermeyebilir. Akut enfeksiyonu gebelerde ve bağışıklık sistemi baskı altında olan hastalarda önemli olmaktadır. Kronik toksoplazma enfeksiyonu etkenin vücutta bulunması anlamında kullanılır. Parazit yaşam döngüsünü son konak olarak kedilerde tamamlar. Son konakçıya gelene kadar arakonak olarak pek çok canlıyı kullanır. İnsana bulaşma bu devrede söz konusudur. İnsan parazitin kediye ulaşmak için kullandığı bir ara konaktır.
Ülkemizin Doğu Anadolu bölgesinde sıklıkla görülmekle beraber, insanlardaki enfeksiyon yurt genelinde %10-40 arası yaygınlık göstermektedir. Dünyanın pek çok yerinde yapılan araştırmaların sonucu kedilerin %1’e yakınının etkeni taşıdığı tespit edilmiştir. Kediler hastalığın yayılmasında birincil derecede önemlidirler. Ancak unutulmaması gereken nokta hastalık insanlara sadece kedilerden bulaşmamaktadır. İyi yıkanmamış sebze,meyve gibi ürünlerin tüketilmesi, etkeni barındıran memeli hayvanların (inek,koyun,keçi,vs) etlerinin, pastörize olmamış süt veya yumurta tüketimi gibi yollarla da etkeni almak mümkündür.  Insanlarda başlıca düşük, sinirsistemi ve göz hastalıkları (bölgesel retina nekrozu) gibi sonuçlar doğurabileceğinden kontrolü oldukça önemli bir hastalıktır.
Korunmak için, kedinizin iç paraziter ilaçlarının düzenli olarak yapılması ve düzenli Veteriner hekim kontrolünden geçmesi gerekmektedir. Ayrıca kendinizi korumak adına kedinizin tuvaletini temizlerken bir eldiven giymeniz ve çocuklarınızı tuvalet bölgesinden uzak tutmanız elzemdir.
Eğer hamile iseniz, doktorunuzu kediniz olduğuna ya da kedilerle temasınız olduğuna dair bilgilendiriniz. LÜTFEN unutmayınız, toksoplazma paraziti sadece kedilerden bulaşmamaktadır.
KEDİ TIRMALAMA HASTALIĞI (Cat scratch disease) CSD
Kedi tırmalama hastalığı (CSD) Apifin felis yada Bartonella henselae, etkenlerin neden olduğu enfeksiyöz bir hastalıktır. Yaralar çoğunlukla kedilerin tırmalaması ile oluşmaktadır. Bulaşmanın pirelerin ısırmasıyla olduğu söylenmektedir ancak insandan insana da bulaşma bilinmemektedir. Hastalıkda ilk yaralar baş ve boyunda ve daha çok içi sıvı dolu kabarcıklarla görülür. Ağız veya burun içerisinde ağrılı yaralar, ortaya çıkabilir. Diş etlerinde kızarıklık ve şişme görülebilir. Hastalarda bu yaraların hepsi mevcut olduğu gibi bazen sadece tek biri de görülebilir.
Hastalarda yüksek ateş ve lenf yumrularının şişmesi (2-4 ay süre ile) görülür.Halsizlik, baş ve boğaz ağrıları ve nadiren dalak ve paratiroid bezinde büyüme görülebilir. Bazı hastalarda merkezi sinir sistemi bozukluklarına da rastlanır.
Teşhis; Bütün hastalarda lenf adenopatinin (lenf bezlerinin şişmesi) mevcut olması, hastaların kedilerle temasta olmaları, ısırılmaları veya tırmalanmaları gibi bilgiler teşhiste yardımcı olur. Ayrıca deri testleri tanı amacıyla kullanılır.Ancak kesin teşhis için etkenin laboratuvar teknikleri ile mutlaka belirlenmesi gerekmektedir.
Korunma; Pire mücadelesi gereklidir. Kedilerin tırmalamaları sonrası yaranın dezenfeksiyonu.
. .
LEPTOSPİROZİS
Enfekte hayvanlar idrarlarıyla çıkardıkları etkenlerle suları, toprağı ve kendi gıdalarını kontamine ederler. Rutubetli ortam mikroorganizmanın uzun süre canlılığını muhafaza etmesine yardımcı olur. Yazın ve sonbaharın erken dönemlerinde daha sık görülür. Leptospirozis infekte idrarla direkt; bulaşık, su, gıda ve toprakla indirekt bulaşır. Etken deri ve mukozalardan direkt geçerek kan dolaşımına karışırlar. Bu devre bir hafta sürer. Daha sonra etkenler kan yolu ile böbreklere, karaciğere ve diğer organlara yayılabilirler. Çeşitli toksinleri ile dokularda nekroza (hücre ölümleri) neden olurlar. Enfekte hayvanlar idrarlarıyla uzun süre çevrelerine etkeni saçarlar.
Hastalığın belirtileri; Etkenin vücuda girdikten sonra hastalık oluşturması için geçen süre 3 – 7 gündür. Klink bulgular karaciğer, böbrek ve damar sistemindeki bozukluklarla ilgili olarak ortaya çıkar. İlk görülen belirtiler iştahsızlık, kusma ve ateştir. Daha sonra sarılık, ağız içerisinde yaralar, çok su içme ve çok fazla miktarda idrar yapma, kanamalı mide barsak hastalıkları görülür.
Teşhis; Kesin tanı, idrar veya kandan yapılan kültürlerde etkenin izolasyonu veya direkt olarak karanlık saha mikroskobu ile yapılır. Tanıda ELİSA gibi testlerden de yararlanılır.
İnsan Sağlığı Açısından Riskler; Köpekler hastalığın insanlara enfeksiyonun bulaşmasında önemli olarak rol oynar. İnsanlara hastalık enfekte hayvanların idrar, kan ve hastalıklı organları ile bulaşır. Hem hastalığın köpeklerden insana naklini önlemek, hem de köpekleri enfeksiyondan korumak için hayvanlara mutlaka aşı uygulanmalıdır.
.
BRUCELLOSİS
Dişi köpeklerde yavru atma, erkek köpeklerde üreme bozuklukları, yavru köpeklerde ise ölümle seyreden zoonoz bir hastalıktır. Vagina akıntıları, sperma, idrar, plasenta (yavru kesesi) ve atık yavruları enfeksiyon kaynağıdır. Erkek hayvanlara enfeksiyon cinsel temas ile bulaşır. Enfeksiyonu takiben köpekler tedavi edilmezse iki yıldan fazla enfeksiyonu taşırlar ve bulaştırırlar.
Hastalığın belirtileri ; Köpekler çoğunlukla hastalığın belirtisini göstermezler. Ergin erkek ve dişilerde kısırlık, dişilerde yavru atma, ölü veya zayıf yavru doğurma, erkek köpeklerde deri hastalıkları, testislerde küçülme, gözlenebilen bulgulardır.
Teşhis; Ancak laboratuvar muayeneler ile mümkündür. Bunun için atık yavru yada yavru zarları, vaginal akıntı, sperma ya da kan mutlaka incelenmelidir.
İnsan Sağlığı Açısından Riskler; İnsanların kedi ve köpeklerden enfeksiyona yakalanması zordur. Ancak genital akıntılar, atık fetüsler ve plesenta ile direkt bulaşma olabilir.
LYME DISEASE (Borreliosis)
Borreliosis kenelerle nakledilen Borrelia burgdorfi isimli spiroketin neden olduğu bir hastalıkdır. Kuzey Amerika, Avustralya ve Avrupa’da görülen bu hastalığa Türkiye’de rastlandığı hakkında bir bilgi yoktur. Hastalık başlıca köpeklerin kenelerce ısırılması ya da insanların bu keneler tarafından ısırılması yolu ile bulaşır.
Hastalığın belirtileri; Hastalık ani bir topallık ile başlar. Eklemler şiş ve ağrılıdır. Topallıklar birkaç günde kaybolur. Ancak bazı olgularda tekrarlayabilir. Bazen beden ısısında da artış görülebilir. Radyolojik yoklamalarda eklemler normal gözükebilir.
Teşhis; Teşhisi nispeten zor bir hastalıktır. Kan ve eklem içi sıvının muayene edilmesi gerekir. Pek çok hastalık ile karışması mümkündür.
İnsan Sağlığı Açısından Önemi; İnsanlar hastalığı köpeklerden direkt olarak almazlar. Ancak köpek ve diğer hayvanların üzerlerindeki kenelerinin insanların derisi üzerinde gezmeleri ve kenelerin ısırması ile hastalık bulaşabilir. Köpekler üzerindeki kenelerin ilaçla yok edilmesi hastalıktan korunmada en önemli yoldur. Ayrıca riskli bölgelerde yaşayan hayvanların aşılanması da korunma açısından elzemdir.

Lyme Hastalığı Nedir?

Tanım:

Lyme hastalığı neredeyse bir yüzyıldır Avrupa'da tanınmaktadır ancak 1975 yılına kadar ABD'de insanlarda tanımlanmamıştır.1975 yılında ABD Connecticut'ta Lyme kasabasında özellikle gençlerde yoğun bir şekilde artrit vakaları görülmeye başlanmıştır. Yapılan araştırmalar bu durumun bazı keneler tarafından (Ixodes Ricinus, Ambylomma Americanum, Lonestar Tick) bulaştırılan bir tür bakteriden kaynaklandığını ortaya çıkarmıştır. Bu hastalığı oluşturan bakteriye "Borrelia Burgdorferi" adı verilmektedir. Lyme Hastalığı ise adını ABD'nin bu kasabasından almaktadır. Lyme hastalığına literatürde Borreliosis veya Borelyoz da denmektedir. Hastalık ayrıca köpek, at, sığır ve kedide de oluşurken, birçok vahşi memeli ve kuşlar da enfekte olur ve kene enfeksiyonu için rezervuar olarak görev yapar. 1980'lerde, hem köpeklerde hem de insanlarda rapor edilen hastalık insidansı dramatik şekilde artmıştır. Günümüzde Lyme Borreliozis (LB) dünyada en yaygın artropod kaynaklı hastalıktır.

Epidemiyoloji:

Lyme hastalığı, Borrelia burgdorferi sensu lato denilen bir grup Borrelia cinsi spiroketlerin sebep olduğu bir enfeksiyondur. Sadece bir türün( B.burgdorferi sensu stricto'nun) ABD'de varlığı bilinirken, en az dört patojenik tür ( B.burgdorferi sensu stricto, B.afzelii, B.garinii, B.japonica ) Avrupa ve Asya'da izole edilmiştir. İki yeni Borrelia genotipi olan Borrelia afzelii ve Borrelia garinii'nin de insan patojenleri olduğuna dair kanıt sağlanmıştır. Bu genotipler Avrupa ve Asya'da oluşur ancak Kuzey Amerika'da oluşmaz. ABD tipi B.burgdorferi sensu stricto (s.s.) olarak adlandırılır ve tüm genotip kompleksini kapsayan terim B.burgdorferi sensu lato (s.l.) dur.

Borrelia burgdorferi sensu lato organizmaları spiral şekilli, hareketli, Spirochaetales sınıfındaki mikroaerofilik bakterilerdir. Mikroorganizma, kan emen kenelerle bir konakçıdan diğerine nakledilir.
 Hastalığın yayılmasında öncelikli vektör Ixodes keneleridir. Kene konakçıya yapıştığında, Lyme etkeni sindirim sisteminden kenenin ağız organellerine göç eder ve buradan konakçıya geçer. Yapışan kenenin hastalığı bulaştırma işlemi yaklaşık 12 saat içinde olur.

Ixodes cinsi sert keneler, birçok memeli, kuş ve sürüngen konakçıya yapışarak ve onlardan beslenerek Borrelia'yı nakleder. Avrupa ve Asya'da I.ricinus ve I.persulcatus keneleri Borrelia nakli için başlıca vektörlerdir. Diğer kan emen böcekler de organizmanın nakline dahil olabilir ancak bunların önemli vektörler olduğuna dair çok az kanıt vardır. Bir insanı veya hayvanı enfekte eden en önemli yol kene ısırığıdır.

Bir kenenin yapışıp kan emmeye başladığı anda, spiroketler kenenin orta bağırsağında bulunur. Emilen kanın kendilerine ulaşmasının uyarıcı etkisiyle spiroketler kenenin tükürük bezlerine göç etmeye başlarlar. Buradan, konakçının derisine nakledilirler. Böylece hastalık bulaşmış olur.

 Lyme hastalığını nakleden Ixodes kenelerinin yaşam siklusu dişilerin ilkbaharda yumurtlamasıyla başlar. Olgunlaşmamış larvalar farelerin kanıyla beslenir. Bu farelerin çoğu Borrelia ile enfektedir ve borreliayı bu olgun olmayan larvalara geçirirler. Larvalar farelerin üzerinden düşer ve kış dönemini nimf oluncaya kadar toprakta geçirir. Bu nimflerin çoğu enfekte olarak ilkbaharda ortaya çıkar. Bu nimfler fare dışında köpekler ve insanlar gibi diğer memelilerden de kan emer. Bir sonraki sonbahar yine ilkbaharda organizma ile enfekte yetişkin olarak ortaya çıkacakları zamana kadar toprakta durur. Yetişkin erkek ve dişi kene, insandan veya köpekten ve diğer büyük hayvanlardan kan emer. İyice doyan dişi kene konakçıdan toprağa düşer ve çevreye birçok yumurta bırakarak yaşam siklusunu tekrar başlatır.

İnsanlarda Lyme Hastalığı

İnsanlarda Lyme hastalığı, deriyi, eklemleri, sinir sistemini ve diğer organ sistemlerini etkileyerek yangısal hastalıklara sebep olur. Semptomlar genellikle enfeksiyonun ilk haftasında oluşur ancak kene ısırdıktan sonra 30 gün içinde de gelişebilir. Bazı vakalarda semptomsuz seyreder.

Erken Lyme hastalığında (erken lokalize dönem) kırmızı halkalı boğa gözü diye tarif edilen şekilde kızarık (erythema migrans) ile kendini gösteren tipik semptom görülür. Lyme hastalığına yakalanmış birçok hastada gelişen bu kızarıklık, hastalık bulaştıktan sonra genellikle 1-2 haftada görülür ve 3-5 hafta süreyle kalıcı olabilir. Dokunulduğunda sıcak olabilir ve genellikle ağrısız veya kaşıntısızdır. Erken dönemde görülen diğer semptomlar; kene ısırığının yakınındaki lenf bezlerinde şişkinlik, yorgunluk, baş ağrısı, ağrı, eklem ağrısı, titreme-ürpertidir. Lyme hastalığının sonraki aşaması (erken yayılma dönemi) genellikle kenenin ısırmasından sonra  2 hafta ila 3 ay arasında oluşur. Isırık bölgesinden uzakta 2 veya daha fazla kızarık alan, şiddetli baş ağrısı, aşırı yorgunluk, büyümüş lenf nodülleri, tutulma (özellikle eklemlerde ve boyunda), ışığa duyarlılık, yüz felci (facial paraliz), ekstremitelerde titreme veya uyuşukluk, düzensiz kalp ritmi, 38-39°C ateş, meningitis görülür.
Lyme hastalığının son aşaması (geç dönem) eğer erken dönemde hastalık saptanamadıysa veya doğru şekilde tedavi edilmediyse oluşabilir. Geç dönem semptomları, enfekte kene ısırdıktan sonra haftalar veya yıllar içinde herhangi bir zamanda oluşabilir. Özellikle dizlerde arthritis ve idrak bozukluğu görülür. Bu hastalarda en göze çarpan değişiklikler, kronik arthritis, kronik MSS bozukluğu ve acrodermatitis chronica athropicans (ACA) dır.

LYME HASTALIĞI NASIL BULAŞIR?

Lyme hastalığı keneler tarafından bulaştırılan bir hastalıktır. Hastalık esas olarak Ixodes cinsi (sert keneler) kenelerin ısırması sonucunda bulaşmaktadır, ancak diğer kene türlerinden de bulaştığı yönünde araştırma sonuçları bulunmaktadır. Düşük bir olasılık olmakla beraber kan nakliyle de bulaşabildiği bilinmektedir. Cinsel yolla bulaşıp bulaşmadığı konusunda tartışmalar olmakla birlikte bu şekilde bulaştığına dair somut bir kanıt yoktur. Temas veya öpüşme ile bulaşmamaktadır.

Çoğu kaynakta kenenin hastalığı bulaştırabilmesi için yaklaşık 48 saat yapışık kalması gerektiği belirtilse de, kene cilde yapıştığı andan itibaren hastalığın bulaşma riski vardır. Ancak kenenin yapışık kalma süresiyle birlikte risk de artar.

HASTALIĞIN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Lyme hastalığının belki de en kötü tarafı teşhisinin oldukça zor koyulmasıdır. Hastalığın belirtileri diğer birçok hastalıkla karışır ve çoğunlukla her hastada farklı belirtilerle kendini gösterir. Diğer hastalıkları taklit etmesi nedeniyle Lyme hastalığı Amerika'da "büyük taklitçi" olarak anılmaktadır. Yaygın olarak görülen belirtileri sayacak olursak:
- Kenenin ısırmasından sonraki birkaç gün-bir hafta içinde ortaya çıkan hafif ateşle kendini gösteren grip benzeri belirtiler, kas ve eklemlerde ağrı, kırıklık hissi. Kene ısırmaları daha çok bahar ve yaz aylarında olduğundan, bu aylarda karşılaşılan bu tip belirtiler anlamlı olabilir.
- Isırılmadan sonra birkaç hafta içinde ortaya çıkabilen çember şeklinde veya farklı biçimlerde olabilen kızarıklık (erythema migrans). Erythema migrans Lyme hastalığının tek spesifik belirtisidir. Bu tür bir kızarıklık gözlemlendiğinden hemen tedaviye başlanmalıdır. Ancak bu kızarıklığın görülme oranı Avrupa'da %50'nin altındadır ve belki de daha az hastada
görülmektedir.

- Isırılmadan birkaç hafta veya ay sonra ortaya çıkan eklem ağrıları, tutulmalar, artrit.
- Kas seğirmeleri, ciltte uyuşma veya karıncalanma hissi.
- Genelde birkaç ay sonra görülen görme sorunları, işitme sorunları, kulak çınlaması, ışığa bakıldığında göz sıvısında yüzen cisimler görme.
- İleri vakalarda nörolojik belirtiler, yüz felci, kısmi felç, psikiyatrik bozukluklar.
- Aşırı yorgunluk hissi.
- Uyku bozuklukları.
- Dikkatte dağınıklık, unutkanlık, algılama performansında düşüş.

Lyme hastalığı bu belirtilerden biri, birkaçı ya da daha fazlasıyla kendini gösterebilir. Ayrıca başka belirtilerle de kendini gösterebilmektedir. Bu konuda ayrıntılı bilgiyi daha bu sitede ve aşağıda adresini verdiğim EuroLyme sitesindeki Belirti Listesi adlı belgede bulabilirsiniz.

LYME HASTALIĞI NASIL TEŞHİS EDİLİR?

Ne yazık ki Lyme hastalığının yüzde yüz güvenli bir teşhis yöntemi yoktur. Bazı testler yapılıyor olsa da bunlar her zaman doğru sonucu vermemektedir.

Hastada erythema migrans oluşumu varsa, başka belirtiler veya test sonuçları beklenmeden hemen tedaviye başlanması gerekir.

Bunun dışında ELISA veya Western Blot testleri kullanılmaktadır. Ancak ELISA testinin güvenilirliği oldukça düşük olduğundan fazla tercih edilmemektedir. Western Blot ise, yine tam bir güvenilirlik sağlamamakla birlikte, daha çok tercih edilmektedir. Lyme'ın teşhisi ile ilgili asıl sorun bazı hastalarda devamlı negatif test sonuçları alınmasına rağmen hastalığın var olmasıdır. İşte burada doktorun uzmanlığı devreye girer. LYME HASTALIĞINDA TANI KLİNİK VERİLER IŞIĞINDA KONMALIDIR. Yani doktor sizdeki belirtileri değerlendirip gerekli tanıyı koyabilir ve testler negatif olsa bile tedaviye başlayabilir.

Ancak buradaki önemli sorun bu tanıyı koyabilecek doktorların çok az sayıda olmasıdır. Ne yazık ki Lyme gibi karmaşık bir hastalığa çoğu doktor gerekli özeni göstermemekte, sıklıkla yetersiz veya geç tedavi gibi durumlar ortaya çıkmakta, daha da kötüsü yanlış teşhisler söz konusu olabilmektedir. Lyme hastlarına MS, romatizma ve hatta psikoz tanısı konulması seyrek görülen bir durum değildir. Kene ısırmalarında hala asıl görev hastaya düşmektedir. Hasta her zaman uyanık olmalı ve şüphelendiği durumlarda Lyme konusunda uzman bir hekimden fikir almalıdır (ne yazık ki enfeksiyon hastalıkları uzmanı olmanın Lyme uzmanı olmak anlamına gelmediğini ben acı tecrübelerle öğrendim).

TEDAVİ

Lyme hastalığı antibiyotiklerle tedavi edilebilmektedir. Bu konuda standart bir prosedür henüz oluşturulmamıştır. Ancak ağırlık kazanan görüş uzun, yoğun ve agresif bir antibiyotik tedavisinin çoğunlukla gerekli olduğudur. Çoğunlukla antibiyotiklerden oluşan bir kombinasyonun kullanılması, damardan ilaç uygulamaları gerekli olmaktadır. Yetersiz dozlar kullanıldığında veya tedavi süresi kısa tutulduğunda Lyme hastalığı tekrarlayabilmekte ve her tekrarında hastalıktan kurtulma şansı daha da azalmaktadır. Yoğun antibiyotik kullanımı zaman zaman bazı dezavantajları beraberinde getirse de hastalığın potansiyel sonuçları karşısında bu riskler önemsiz kalmaktadır. Gerektiği şekilde uygulanan bir tedavi programı sonrasında hastadaki semptomların yok olması veya semptomlarda önemli ölçüde azalma sağlanmaktadır.

Lyme hastalığında erken teşhis önemlidir. Mikrop vücutta ne kadar uzun süre kalırsa, vücuttaki bakteri yükü de o kadar fazla olur ve tedavinin başarı şansı da azalır.

Lyme hastalığı tedavi edilmediğinde çok ciddi sonuçlar doğurabilir. Ölümcül bir hastalık olarak kabul edilmemekle birlikte hastanın hayatını son derece zorlaştıran sonuçlar ortaya çıkabilir. Hastalığın felç, psikoz, görme kaybı, işitme kaybı gibi ciddi etkileri olabilmektedir.

KORUNMA

İnsanlar için Lyme aşısı yoktur. Bu konuda araştırmalar yapılmaktadır. Ayrıca Lyme geçirmiş olmak Lyme'a karşı bağışıklık sağlamamaktadır. Birden çok kez Lyme hastası olmak mümkündür.

Lyme hastalığından korunmanın en iyi yolu kene ısırıklarından korunmaktır, yani kenelerden uzak durmaktır.

Keneler özellikle Nisan ve Ekim ayları arasında aktiftirler. Genellikle ormanlık alanlar, çayırlar ve çalılık alanlarda av beklerler. Şehirde yaşıyor olmak kenelerden uzak olduğunuz anlamına gelmez. Şehir içindeki çalılık alanlardan veya çimenlerden de kene yapışması ihtimali vardır. Ayrıca evcil hayvan sahibiyseniz ve hayvanınız dış ortamlarda dolaşıyorsa, kene taşıması ihtimali olduğundan risk altındasınız.

Korunmak için ne yapmalı?

Orman veya çalılık alanlara gidiliyorsa mümkün olduğunca kapalı giysiler tercih edilmeli, çıplak ayakla dolaşılmamalı, ormana giriliyorsa şapka takılmalı. Açık renkli giysiler giymek kenelerin fark edilmesi açısından yararlıdır. Ayrıca yünlü/pamuklu kumaşlar yerine kaygan kumaşların tercih edilmesi kenelerin daha zor tutunmasını sağlayacaktır.

Vücudun açıkta kalan kısımlarına DEET içeren böcek kovucular (OFF! Sinkov vs.) sıkılmalı. Keneler bu maddeden uzak durmaktadır.

Kenelere maruz kalınabilecek ortamlarda kalındıysa, dönüşte mutlaka tüm vücutta kene kontrolü yapılmalıdır. Özellikle çocuklarda bu kontroller ihmal edilmemelidir.

Kene yapışmışsa ne yapılmalı?

Kene fark edildiğinde mümkün olduğunca çabuk olarak çıkarılmalıdır. Bunun için bir tıbbi kuruluştan yardım alabilirsiniz veya aşağıdaki yöntemi uygulayarak kendiniz de çıkarabilirsiniz.

- Hiçbir şekilde kenenin üzerine alkol, vazelin, gaz yağı vs. sürmeyin. Bu kenenin kusmasına ve içindeki mikropların vücuda yayılmasına neden olabilir.
- Keneyi çıkarmadan önce mümkünse ucu kıvrık bir cımbız bulun. Keneye temas etmeyin, edecekseniz eldiven kullanın.
- Keneyi cımbızla mümkün olduğu kadar başına yakın bir yerden tutun ve yukarı aşağı hafif şekilde oynatarak çekin. Kenenin ezilmemesine dikkat edin. Kene patlar veya ezilirse organlarındaki enfekte sıvıları vücuda enjekte etmiş olursunuz.
- Keneyi dairesel hareketlerle çıkarmaya çalışmayın.
- Çıkardığınız keneyi atmayın veya ezmeyin. Cam bir kap veya plastik bir torbaya yerleştirin. İçine nemli bir parça pamuk koyun ve ağzını kapatın. Hava alabileceği kadar küçük bir delik olmasına dikkat edin. [Keneyi saklamamızın nedeni şu: Kenenin hastalık taşıyıp taşımadığını öğrenmek, hastalığın sizde olup olmadığını öğrenmekten daha kolaydır. Şüphe verici bir durum gözlemlenirse keneler bazı laboratuarlarda (ABD'de Igenex ) Lyme ve diğer hastalıklara karşı incelenebilmektedir. Bu yüzden ölü bile olsa keneleri atmayın ve saklayın.

PASTEURELLOSİS
Kedi ve köpeklerde Pasteurella etkenlerine yara enfeksiyonlarında, ağızda ve  hayvanların boğazlarında rastlanır. Sağlıklı görünüşlü hayvanlarda da etken bulunmaktadır. Sağlıklı kedilerde bulunan bu etken daha tehlikeli iken köpeklerdeki daha az yara enfeksiyonuna neden olmaktadır. Bu nedenle kedi ısırmaları konusunda daha titiz olmak gerekmektedir.
İnsanlarda Pastörelloz; İnsanlarda pastörelloz daha ziyade kedi ve köpek ısırması sonucu meydana gelir. P. multocida lokal infeksiyonlardan başka menenjit, solunum yolu enfeksionları ve akut apandisitlere sebep olmaktadır.
. .
PSITTACOSIS – ORNITOSIS
Psittacosis, parrot familyasına  ait kuşlarda (papağan, muhabbet kuşları, vs.) görülen, insanlara da bulaşan enfeksiyöz bir hastalıkdır. Ornitosis, ise daha çok güvercin, evcil tavuk, hindi, ördek, deniz kuşları ve diğer kanatlılarda görülür.
Bulaşma; Bulaşma direkt temas ve solunumla olur. Hasta hayvanlarda; iştahsızlık, titreme, kafese yaslanma, tüylerin kabarması, yeşilimsi sarı ishal, burundan ve gözden akıntı gelmesi, zayıflama ve en önemlisi HAPŞIRMA görülür. Hasta hayvanlar hapşurarak etkeni metrelerce uzağa atabilirler. Genç hayvanlarda ölüm oranı daha yüksektir. Erginler hafif belirtilerle hastalığı atlatırlar. İnsanlara solunum yolu ile bulaşabilen bu hastalık halsizlik,yüksek ateş gibi genel belirtilerle uzun süren bir solunum yolu enfeksiyonuna neden olmaktadır.
Teşhis; Kesin teşhis için laboratuvar muayene şarttır. Buna hasta hayvandan alınan vücut sıvıları ve eğer hayvan öldüyse otopsi de dahildir. Ayrıca hastanın kuşlarla temasının bulunması teşhiste yardımcı olacaktır.
. . . .
VEBA (Plaque)
Veba, Yersinia pestis bakterisinin neden olduğu zoonotik bir hastalıktır. Etken kemirici hayvanların pireleri tarafından çeşitli hayvan ve insanlara nakledilir. Enfeksiyon daha çok kemiricilerde görülür. İnsan ve hayvanlara enfekte kemirici pirelerinin ısırması yolu ile bulaşır. Temasla bulaşma daha az görülür.
Hastalığın Belirtileri; Enfeksiyon kedilerde daha sık olarak görünür. Hastalığın görülmesinden sonra kediler 3-4 gün içerisinde ölürler ya da ölü olarak bulunurlar. Hastalık köpeklerde de görülmesine karşın nadiren klinik belirtiler ortaya çıkar.
Teşhis; Enfeksiyonun belirli aralıklarla görüldüğü bölgelerde orijini bilinmeyen ani ateş yükselmeleri vebayı akla getirmelidir. Kesin teşhis ancak laboratuvar teknikleri ile yapılabilir.
İnsan Sağlığı Açısından Önemi; Hastalık enfekte kedilerden insanlara tırmalama ve ısırma ile direkt olarak geçer. Pirelerle mücadele kolay olmasına karşın endemik bölgelerde kedilerin kemiricilerle teması önlenmelidir.